Hareketin Kalbi   

Ana Sayfa     Vizyonumuz    Misyonumuz    Biz Kimiz?    İletişim  

          Atatürk
"Sahip Olduğun Kudret Damarlarındaki Asil Kandadır"
 Hayatı
 10. Yıl Nutku
 Gençliğe Hitabe
 Resimleri
 Özlü Sözleri
          Davamız
 Ana Sayfa
 Alperence
 Ülkümüz
 Faaliyetlerimiz
 Bizim Ocak
 Üniversiteli Alperenlerimiz 
Tüm Ocak Linkleri
 
Tüm BBP Linkleri
          İslam
 Peygamberler
 Eshab-ı Kiram
 İslam Tarihi
 İslami Hikayeler
 Tasavvuf
 Kutbu Sitte
 Kuran Dinle
 40 Hadis
 Dini Bilgiler
 
Hatim
          Ecdadımız
 Osmanlı Tarihi
 Selçuklu Tarihi
 İslam Öncesi Türkler
 Cumhuriyet Dönemi
 Kahraman Türk Kadınları
 Nevruz
 Türkler ve İslam
 Türk Töresi
 Din ve Ahlak
 Türk Soyu
 Ata Korkut
 Oğuz Kağan Duası
 Turan Duası
          Türkler
 Türk Dünyası
 Özerk Türkler
 Turaneli
 Türk Bayrakları
 Eski Devlet Bayrakları
          Mücadele
 Çeçenistan
 Doğu Türkistan
 Filistin
 Irak
          Multimedia
 Duvar Kağıtları
 Videolar
 Animasyonlar
 Kitap Oku
 Müzik/MP3
 Konuk Defteri
 Şairler/Şiirler
          Eğlence
 Duvar Yazıları
 Hazır Cevaplar
 Gazeteler
 Sözlükler
 Sağlık
 Güzel Sözler
          Esmaul Hüsna


"O, yaratan, var eden, sekil veren Allah'tir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun sanini yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.(Hasr-24)"


ALLAH
(Varligi zorunlu olan ve bütün övgülere layik bulunan zatin özel ve en kapsamli adi)


RAHMÂN
(Bagislayan, esirgeyen)


RAHÎM
(Aciyan, esirgeyen)


MELIK
(Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi)


KUDDÛS
(Her eksiklikten münezzeh)


SELÂM
(Esenlik veren)


MÜ'MIN
(Güven veren, vaadine güvenilen)


MÜHEYMIN
(Kainatin bütün islerini gözetip yöneten)


AZÎZ
(Yenilmeyen yegane galip)


CEBBÂR
(Iradesini her durumda yürüten, yaratilmislarin halini iyilestiren)


MÜTEKEBBIR
(Azamet ve yüceligini izhar eden))


HÂLIK
(Takdirine uygun bir sekilde yaratan)


BÂRI'
(Bir model olmaksizin canlilari yaratan)


MUSAVVIR
(Sekil ve özellik veren)


GAFFÂR
(Daima affeden, tekrarlanan günahlari bagislayan)


KAHHÂR
(Yenilmeyen, yegane galip)


VEHHÂB
(Karsilik beklemeden bol bol veren)


REZZÂK
((Bedenlerin ve ruhlarin gidasini yaratip veren)


FETTÂH
(Iyilik kapilarini açan, hakemlik yapan)


ALÎM
(Hakkiyla bilen)


KÂBID
(Rizki tutan, canlilarin ruhunu alan)


BÂSIT
(Rizki genisleten, ruhlari bedenlerine yayan)


HÂFID
(Alçaltan, zillete düsüren)


RÂFI'
(Yücelten, izzet ve seref veren)


MUIZ
(Yücelten, izzet ve seref veren)


MÜZIL
(Alçaltan, zillet veren)


SEMI'
(Isiten)


BASÎR
(Gören)


HAKEM
(Son hükmü veren)


ADL
(Mutlak adalet sahibi, asiriliga meyletmeyen)


LATÎF
(Yaratilmislarin ihtiyacini en ince noktasina kadar bilip sezilmez yollarla karsilayan)


HABÎR
(Her seyin iç yüzünden haberdar olan)


HALÎM
(Acele ile ve kizginlikla muamele etmeyen)


AZÎM
(Zatinin ve sifatlarinin mahiyeti anlasilamayacak kadar ulu)


GAFÛR
(Bütün günahlari bagislayan)


SEKÛR
(Az iyilige çok mükafat veren)


ALÎ
(Izzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, askin)


KEBÎR
(Zatinin ve sifatlarinin mahiyeti anlasilamayacak kadar ulu)


HAFÎZ
(Koruyup gözeten ve dengede tutan)


MUKÎT
(Bedenlerin ve ruhlarin gidasini yaratip veren, bilip gücü yeten ve koruyan)


HASÎB
(Kullarina yeten, onlari hesaba çeken)


CELÎL
(Azamet sahibi)


KERÎM
(Fazilet türlerinin hepsine sahip)


RAKÎB
(Gözetleyip kontrol eden)


MÜCÎB
(Dileklere karsilik veren)


VÂSI'
(Ilmi ve merhameti herseyi kusatan)


HAKÎM
(Bütün emirleri ve isleri yerli yerinde olan)


VEDÛD
(Çok seven, çok sevilen)


MECÎD
(Sanli, serefli)


BÂIS
(Ölümden sonra dirilten)


SEHÎD
(Her seyi gözlemis olarak bilen)


HAK
(Fiilen var olan, mevcudiyeti ve uluhiyyeti gerçek olan)


VEKÎL
(Güvenilip dayanilan)


KAVÎ
(Her seye gücü yeten, kudretli)


METÎN
(Her seye gücü yeten, kudretli)


VELÎ
(Yardimci ve dost)


HAMÎD
(Övülmeye layik)


MUHSÎ
(Her seyi tek tek ve bütün ayrintilariyla bilen)


MÜBDI'
(Ilkin yaratan)


MUÎD
(Tekrar yaratan)


MUHYÎ
(Can veren)


MÜMÎT
(Öldüren)


HAY
(Ebedi hayatta diri)


KAYYÛM
(Her seyin varligi kendisine bagli olup kainati idare eden)


VÂCID
(Diledigini diledigi zaman bulan bir müstagni)


MÂCID
(Sanli, serefli)


VÂHID
(Bölünüp parçalara ayrilmamasi ve benzerinin bulunmamasi anlaminda tek)


SAMED
(Arzu ve ihtiyaçlari sebebiyle herkesin yöneldigi ulular ulusu bir müstagni) 


KÂDIR
(Her seye gücü yeten, kudretli)


MUKTEDIR
(Her seye gücü yeten, kudretli)


MUKADDIM
(Öne alan)


MUAHHIR
(Geriye birakan)


EVVEL
(Varliginin baslangici olmayan)


ÂHIR
(Varliginin sonu olmayan)


ZÂHIR
(Varligini ve birligini belgeleyen birçok delilin bulunmasi açisindan asikar)


BÂTIN
(Zatinin görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açisindan gizli)


VÂLÎ
(Kainata hakim olup onu yöneten)


MÜTEÂLÎ
(Izzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, askin)


BER
(Iyilik eden, vaadini yerine getiren)


TEVVÂB
(Kullarini tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden)


MÜNTAKIM
(Suçlulari cezalandiran)


AFÜV
(Hiçbir sorumluluk kalmayacak sekilde günahlari affeden)


RAÛF
(Sefkatli)


MÂLIKÜ'L-MÜLK
(Mülkün sahibi)


ZÜ'L-CELÂLI ve'l-IKRAM
(Azamet ve kerem sahibi)


MUKSIT
(Adaletle hükmeden)


CÂMI'
(Toplayip düzenleyen, kiyamet günü hesaba çekmek için mahlukati toplayan)


GANÎ
(Her seyden müstagni, kendi disinda her sey O'na muhtaç)


MUGNÎ
(Zenginlik verip tatmin eden)


MÂNI'
(Dilemedigi seyin gerçeklesmesine müsaade etmeyen, kötü seylere engel olan)


DÂR
(Zarar veren)


NÂFI'
(Fayda veren)


NÛR
(Nurlandiran, nur kaynagi)
 
 


HÂDÎ
(Yol gösteren, murada erdiren)


BEDÎ'
(Esi ve örnegi olmayan, sanatkarane yaratan)


BÂKÎ
(Varliginin sonu olmayan)


VÂRIS
(Varliginin sonu olmayan)


RESÎD
(Bütün isleri isabetli ve hedefine ulasici, irsad edici)


SABÛR
(Çok sabirli)


©TRNuke.net

ALLAH c.c En Güzel Isimleri 

          Arama Motoru
          Çanakkale

Çanakkale Geçilmez

1. BÖLÜM
2. BÖLÜM
3. BÖLÜM
4. BÖLÜM
5. BÖLÜM
6. BÖLÜM
7. BÖLÜM

          Zindanlar
Giriş İçin
VAR OLACAĞIZ EYLÜLLERE RAĞMEN

          Şehitlerimiz

Giriş İçin
NE SİZLERİ UNUTTUK NEDE KAHPE EYLÜLLERİ

          Unutmadık
        Dokunma Bayrağıma
          Mevlana
          Türkiyem
        Ayasofya Alperenleri
          Protesto Ediyoruz
          Tarihte Bugün
          Reklam Alanı
          Destekleyenler

ALPEREN OCAKLARI TEŞKİLAT SİTELERİ

ALPEREN OCAKLARI GENEL MERKEZİ

İZMİR ALPEREN OCAKLARI

İSTANBUL ALPEREN OCAKLARI-1

İSTANBUL ALPEREN OCAKLARI-2

ANKARA ALPEREN OCAKLARI

ERZURUM ALPEREN OCAKLARI

BOZKIR ALPEREN OCAKLARI

MUŞ ALPEREN OCAKLARI

SİNCAN ALPEREN OCAKLARI

GEBZE ALPEREN OCAKLARI

SAMSUN ALPEREN OCAKLARI

ŞARKIŞLA ALPEREN OCAKLARI

SAMSUN ALPEREN OCAKLARI

GÜRÜN ALPEREN OCAKLARI

ALPERENLER

SULTANBEYLİ ALPEREN OCAKLARI

HATAY ALPEREN OCAKLARI

NİĞDE ALPEREN OCAKLARI

TAVŞANLI ALPEREN OCAKLARI

AYDIN ALPEREN OCAKLARI

BEYKOZ ALPEREN OCAKLARI

TURANELİ

ALPEREN TÜRK

YALOVA ALPEREN OCAKLARI

ANTALYA ALPEREN OCAKLARI

APERENLER ŞAHSİ SİTE

ALPEREN GENÇLİK 27

RADYO ALPERENCE

ALPERENCE

ELAZIĞ ALPEREN OCAKLARI

KÜÇÜKÇEKMECE ALPEREN OCAKLARI

TOKAT ALPEREN OCAKLARI

BUCA ALPEREN OCAKLARI

TRABZON ALPEREN OCAKLARI

DENİZLİ ALPEREN OCAKLARI

KOCAELİ ALPEREN OCAKLARI-1

KOCAELİ ALPEREN OCAKLARI-2

DÜZCE ALPEREN OCAKLARI

ESENLER ALPEREN OCAKLARI-2

ÇERKEZKÖY ALPEREN OCAKLARI-2

ÇERKEZKÖY ALPEREN OCAKLARI-1

ÜMRANİYE ALPEREN OCAKLARI

ESKİŞEHİR ALPEREN OCAKLARI

MERSİN ALPEREN OCAKLARI

UŞAK ALPEREN OCAKLARI-2

KÜTAHYA ALPEREN OCAKLARI

SİVAS ALPEREN OCAKLARI

BURSA ALPEREN OCAKLARI

ALPERENCE HOSTİNG

BAĞCILAR ALPEREN OCAKLARI

GAZİ ÜNİVERSİTE TEŞKİLATI

GAZİOSMANPAŞA ALPEREN OCAKLARI-1

GAZİOSMANPAŞA ALPEREN OCAKLARI-2

UŞAK ALPEREN OCAKLARI ÜNİVERSİTE TEŞKİLATI

KAYSERİ ALPEREN OCAKLARI

BERLİN ALPEREN OCAKLARI

UŞAK ALPEREN OCAKLARI

MANİSA ALPEREN OCAKLARI

MİLLİYETÇİLER

MİLLİ OCAK

ÜNİVERSİTELİ ALPERENLER

DANİMARKA ALPEREN OCAKLARI

TÜRKİSTAN ALPEREN OCAKLARI

TÜRKİSTAN ALPEREN OCAKLARI-2

AVRUPA TÜRK BİRLİĞİ

AHMET YENİLMEZ

HASAN SAĞINDIK

BBP TEŞKİLAT SİTELERİ

BBP GENEL MERKEZ

BBP ESENLER İLÇE TEŞKİLATI

BBP SİNOP İL TEŞKİLATI

BBP İSTANBUL İL TEŞKİLATI

BBP İZMİR İL TEŞKİLATI

BBP ANKARA İL TEŞKİLATI

BBP GEBZE İL TEŞKİLATI

BİZİM WEBMASTER İÇİN

BİZİM WEBMASTER

ŞAHSİ ALPEREN SİTELERİ

OKAN YETGİN (BLOG)

ŞAHSİ ALPEREN SİTESİ-1

ŞAHSİ ALPEREN SİTESİ-2

ŞAHSİ ALPEREN SİTESİ-3

ŞAHSİ ALPEREN SİTESİ-4

ŞAHSİ ALPEREN SİTESİ-5

ŞAHSİ ALPEREN SİTESİ-6

ŞAHSİ ALPEREN SİTESİ-7

ŞAHSİ ALPEREN SİTESİ-8

KIBRIS MİLLİ DAVAMIZDIR..

KIBRIS HAREKATI

NEDEN MAGOSA DEGIL DE GIRNE SAHILI

Baskin niteliginde bir harekat planladik.Daha önce tespit edilen ve magosa’nin 36 km. kuzeyindeki Bogaz’a çikis planindan vazgeçildi.Allah’tan vazgeçilmis,zira sonradan Rumlarin bu palnlari ögrendikleri ve ona göre tedbir aldiklari ögrenildi.Üzerinde durulan nokta adanin karakteristigi idi.Magosa civarindan yapilacak bir çikartma tehlikeliydi.Rumlar çok genis ve rahat olan ,Magosa -Lefkosa yolunun etrafini çesitli birlikleriyle kapatmislardi.Kontrol ellerindeydi.Üstelik Temmuz ayioldugundan o bölgede binlerce turist vardi.Nüfusu yüzbini askin bir sehir içinde ,çikartilacak birkaç bin türk askeri kayboluverirdi.Bundan dolayi Girne’nin batisindaki küçük bir plajdan çikilmasi ve son derece dar,virajli (bir kamyonun yolda kalmasi tüm trafigi durdurabiliyordu)ve yüksek Besparmak Daglari ‘nin güç geçit vermesine ragmen Girne-lefkosa yolu seçildi

KOCATEPE NEDEN BATTI

21 Temmuz Pazar .Sabahin erken saatlerinde bölgeyi tarayan kesif uçagindan bir rapor gelmisti:8-11 kadar gemi, Kibris’a dogru 10 mil süratle ilerliyorlar,aralarinda 8 mil mesafe var,toplu halde görünüyorlar.

Bir gün önce Mugla Valisi’nin Bölge Jandarmasi’ndan ve MIT’in Rodos’taki istihbaratindan Yunan gemilerinin kamyon ve silah bindirdikleri yolundaki istihbaratini ,ordunun elektronik istihbarat teskilati dogrulamis ve Yunanlilarin "Hazir olunmasi ve kitalarin gemilere binmesi"yolundaki bir mesajini yakalamisti.Sabahin ilk saatlerinde de kesif uçaginin raporu gelince ,hepsi birlestirildi ve bir sonuca varildi:Yunanistan Kibris’a büyük bir kuvvet yolluyordu.

Ecevit’e göre gerekirse vurulmasi zorunlu olacakti.Genelkurmay çok önem veriyordu.Konvoy niteligi hakkinda o ana kadar verilen bilgilerde eksiklik vardi..

Ortada birden bire bir "Yunan konvoyu" sözü dolasmaya baslamis ve harekatin gelecegi de bu konvoya baglanmisti.

Kesif uçagi ise devamli raporlar yolluyor ve 11 civarindaki gemi konvoyunun Kibris yönünde seyrettigini bildiriyordu.Ancak havanin puslu olmasi ve uçakta silah bulunmamasi sebebiyle alçalip gözle tespit yapamiyor, dolayisiyla bir türlü gemilerin ne tasidiklarini ,bandiralarini çikaramiyordu.Istihbarattan gelen raporlar,yan veriler ve yapilan degerlendirmeler sonunda karar kesin olarak verildi:

Bunlar Yunan gemileridir ve sayilari 11’dir.

Bu Kocatepe için sonun baslangicina ilk adimdi.Daha sonra kesif uçagi degerlendirmesinde bu gemilerin tesadüfen bir araya gelmis ticaret gemileri oldugunu ve 8 tane sayabildigini,ancak cephane tasidiklarini belirtti. Saat 11:00 civarinda kesif uçagindan gelen iki rapor ,Deniz Kuvvetlerinin kuskularini arttirdi."Aynen bizimkilere benzeyen 3 muhrip görüyorum".Ikinci mesajda muhrip sayisinin 9’a çiktigini bildirdi.

Her iki ülke de Amerikan yardimindan ayni tip muhrip aldiklarina ve Türkiye’nin o bölgede hiçbir gemisi bulunmadigina göre bunlar Yunan gemileriydiler.

Acaba? 6. Filonun nerede oldugu kesin biliniyormuydu?Çok yüksekten hem de deniz kesfine alismamis pilotunbir hatasi mümkün degil miydi?

Adatepe,Kocatepe ve Fevzi Çakmak muhriplerne sabah 10:00 sularinda arzi ve tulu verilerek 8-10 gemilik Yunan konvoyuna hücum edilebilecegi bildirilmis,üç muhrip de Albay Irfan Tinaz komutasinda Girne açiklalarindaki destek bombardimanini kesip ,süratle verilen bölgeye hareket etmislerdi.

Basbakan ,gemilerin milliyetlerinin tespit edilmesini ,eger Yunanliysa önce ihtar edilmesini durmadiklari takdirde ates açilmasini belirtti.Yunanistan’in Kibris’a büyük bir güç gönderdigine öylesine inanilmisti ki Ecevit bu gemilerin mutlaka durdurulmasi gerektigini her firsatta dile getiriyordu.

Yunanistan ise Kibris’a dogru giden hiçbir Yunan gemisi olmadigini olursa da Türklerin batirabilecegini söylüyordu.Deniz Kuvvetlerinin yaptigi hesaplara göre bölgeye gitmeleri emri verilen birligin (Adatepe,Çakmak,Kocatepe)kesif uçaklarindan verilen konvoyun hiziyla ilgili bilgiler degerlendirilmis ve yetisemeyecekleri saptanmisti.Üstelik zirhli gemiler de vardi.Yetersiz kalinabilirdi,hava ile koordineli bir taarruz gerekli idi.Hava ve Deniz kuvvetleri komutanlari arasinda geçen bir konusmada ;bölgede Türk gemisi olup olmadigi konusunda beraber hareket edilmesi aksi takdirde KENDI GEMILERIMIZI DE VURABILECEGIMIZ ihtimali üzerinde duruldu.

Saaat 12:18 ‘de H.K. Kom Org. Emin Akkaya ‘nin emriyle adadaki kuvvet karagehinda bulunan uçaklara taarruz emri verilmisti.O sirada kimse Kocatepe’nin ölüm fermanin verildiginin farkinda degildi.

Adatepe,Fevzi Çakmak ve ve Kocatepe’den kurulu Türk birligi tam bu sirada Arnavut Burnu’nu dönmüstür.Birlik Arnavut Burnu’nu döner dönmez,sahilden firlayiveren üç hücumbotun saldirisina ugradi...Karsilikli ateslemeler ve ikisi batirildi.Biri ise sahile kaçti.Kaçani aramak için geri döndüler ,bir süre arastirdilar.Fakat iyi gizlenmis olacak görülemedi.Bu çatisma yaklasik yarim saat kadar sürmüstü.Durumu Ankara’ya bildirdiler ve MEVKILERINI VERDILER...Baf’a dogru hareket ettiler.Çiplak gözle veya radariyla konvoyun yerini belirlemeleri gerekirdi.Zira radarlari konvoyun yeri diye verilen bölgeyi içine aliyordu.Sonunda radarda bir tespit yapildi.Bunlar ikisi Baf’a biri de Libya’ya dogru giden üç ticaret gemisinden baska bir sey degildi.

-Komutanim yasak bölge içinde ,25 mil uzagimizda üç ticaret gemisinden baska bir sey yok..Bunlardan ikisi Baf’a biri de Libya’ya dogru gidiyor.Libya yönüne giden biraz sonra yasak bölgeden çikacak.

Birlige o sirada Ankara’dan yeni bir emir çikti:Konvoya geri dönmesini söyleyin.Aksi halde hücum edin.Eger dönerse asagidaki hedefleri bombalayarak tekrar eski pozisyonunuzu (Girne ) alin..Gelen emirle bölgede konvoyun bulunmadigi gerçegi birbirini tutmadigi için ,kesif uçaklarinin son bir defa gözle kesif yapmasi istendi.Birlik komutani Irfan Tinaz (Adatepe’nin komutani)da endiselenmeye baslamisti.

Birkaç dakika sonra karakol uçaginin viziltisi,arkasindan da sivrisinek gibi iki geminin üzerine alçalarak daireler çizdigi görüldü.Merakla gelecek rapor beklenmeye baslandi.Her seyi degistirebilecek bir rapordu bu..

Cizirtili telsizden kesif pilotunun tane tane sözleri dökülmeye basladi:

Gemilerin üstündeyim su anda ...Bayraklari yok..Birinin adini okuyabiliyorum..Line MESSINA ..Digerini göremiyorum.

Iyicealçalip bak oglum

Alçaliyorum... Yükleri kamufle ..üstü örtüyle örtülmüs ,ancak birinin üstünde taksi tipi otomobil var..anormal hiçbir sey yok..Bulundugum yerden bizim muhripleri de görebiliyorum..ETRAFTA BASKA HIÇBIR GEMI YOK..KONVOY BU IKI GEMIDIR ..Tamam

Konvoy bu iki gemi midir?..hani muhripler ?Hani sekiz ,dokuz veya onbir gemi?

Bu sirada Türk uçakalri havalanmisti.(48 uçak görevlendirilmisti)Ilk filo binlerce metre tepeden ,kendilerine verilen mevkiinin çok yakininda (o kadar yukaridan 20-30 milin farkini anlayabilmek imkansizdir)üç muhrip birden görüverdi...Civarda baska hiçbir gemi toplulugu yoktu.Kendilerine verilen emir ile tam uyusan bir durum idi.Korkunç bir süratle dalip bombalarini birakmaya basladilar.Ilk dalisi yapan filodaki pilotlar da durumdan kuskulanmislardi.Gemilerdeki Türk bayraklarini görmüslerdi.Ancak gemiler uçaklari baraj atesine tutmuslardi.Türk gemisi ona ates edemezdi.Yunanlilarla ayni tip gemilerimiz vardi.Rahatça bir aldatmaca yapabilirlerdi.frekanslara girip Türkçe konusan Yunan ve Rumlarla ilgili olaylar anlatilmisti kendilerine .Aldiklari emir kesindi.stelik emir ile karsilastiklari durum uyuyordu.Çikartma gemileri ortada görünmüyor ancak muhripler vardi.Hücumu kesip geri dönemezlerdi.Aldatmaca sonucu gemiler Baf’a girebilirler ve ellerinden kaçirmis olurlardi.Savasin her ani önemliydi.

Birligin komutani Kurmay Kd. Albay Irfan Tinaz o anda kendi gemisi Adatepe’de degildi.Çakmak’a geçmisti.Derhal Çakmak ,Adatepe’nin yanina gelerek uçaklara baraj atesi açmalarini ve kuzeye çekilmelerini emretti.Uçaklarin dalarak bombardimanlarini önlemek için uygulan bir tedbir idi.Bunun üzerine uçaklar roket atesine geçtiler.Ilk yarayi Kocatepe aldi Roketlerden biri tam bacadan içeri girdi ve SHM’yi dagitiverdi.Bundan sonra iki taraf arasinda konusmalar basladi.Gemiler Türk olduklarini söylüyor,uçaktakiler süpheleniyor,ancak emin olamiyorlardi.Uçaktakiler birbirlerine sordular sonra tekrar dalisa geçtiler .Kocatepe yarali bir balik misali denizin ortasinda kalakalmisti.Kiç topu infilak etmis,bas makine ve bas kazan mahvolmustu.Bunu gören jetlerin tümü buraya hücum ettiler.Adatepe ve Çakmak bunu firsat bilip kuzeye çekilmeye basladilar.Ancak Kocatepe oldugu yerden kipirdayamiyordu.Arka arkaya gelen isaberle gemi alev almis ,personel dumandan içeride bunalmisti.Gemiyi kurtarma imkanin kalmadigi belliydi.Pompalar kullanilmadikça ne yapilabilirdi ki...Telsizlerin tamami elden çiktigindan ,seyyar muharebe cihazi ile durum Birlik Komutani Irfan Tinaz’a bildirildi:"Gemiyi terketmekten baska çare yok."

Komutan Güven Erkaya ,son bir defa daha durum raporu aldi:"Agir cephanelik her an patlayabilir."Bu geminin, içinde herkesle birlikte havaya uçmasi anlamina geliyordu.Etraftada hiç uçak görünmüyordu.Hareket edilecekse simdi tam vakti idi.

" Gemiyi terk etmeye hazir olun"

20-25 kisi o ana kadar ölmüstü.Asagiya odalara alindi bazilari,Kozmik bilgiler ,emirler yakilmaya baslandi.Geminin batisini kolaylastirmak için vanalarin açilmasi gerekiyordu.O da olmadi ,zira yangindan içeriye girilemiyordu.kocatepe son anlarini yasiyordu.o sirada teknik cihazlar imha edildi.205 kisi sallara dolarken (uçaklar her an gelebilir ve felaket büyüyebilirdi),Güven Erkaya gemiye yasli gözlerle son bir defa daha dolasmaya çikti. Artik yanginin sicakligi ve cephaneden gelen isi yüzünden ayakkabilari bile yapisiyordu.Kocatepe terk ediliyordu.Güven Erkaya gemiye yasli gözlerle son bir defa daha bakti.Daha sonra sallara binildi.24 saat içinde Kocatepe çaresizlik içinde Akdeniz’e gömüldü.Sonra uçaklar gidip Baf’i bombaladilar uçaklarin Türk oldugu bundan sonra anlasildi.  

SONUÇ : 54 sehit (3 subay,14 astsubay,37 er )

Kurtulanlar (12 subay ,70 astsubay ve 101 er)

NEDEN : Koordinasyonsuzluk,tecrübesizlik ve yanlis istihbarat

Bir Ingiliz Denizalti Komutani’nin 2.Dünya Savasi sirasinda Londra Amirallik Dairesine çektigi telgraf savas tarihine geçmistir:"eger Atlantik’i tarayan Ingiliz uçaklarindan kurtulabilsem,yarin aksam üssüme salimen varabilirim"

Kocatepe olayi,hemen hemen her savasta ve her orduda görülebilinen talihsizliklerden birdir.Gocunacak bir tarafi olmadigi gibi ,saklanmasina ve küllenmesine gerek yoktur.Savas dislisinin hizi arasinda zaman zaman çok küçük bir detay gözden kaçabilir.Önemli bir rapor önemli bir sasirtmaca veya baska nedenlerle zamaninda gereken yere ulasamaz,dolayisiyla degerlendirmelerde küçük de olsa bu hata yapilabilirve en önemlisi ,disli çalistirilmaya basladi mi ,kolay kolay durdurulamaz.Herseyin yarim saat ,kirk dakika içinde olusuvermesi ,kaderin yönünü degistirememistir.Bazi küçük detaylarin savasin gerektirdigi büyük hiz baskisiyla zamaninda yerine ulasmamasi veya düsünülememesi kaderin isini kolaylastirmistir.

DERS OLMUSTUR : Zira elde edilen tecrübe paha biçilemez ölçüdedir.nelerin ne zaman ve hangi kosullarda artik bilinmektedir.Akademilerde bu olay gizlenmemeli aksine açikça incelenmelidir.Genelkurmay’in buna benzer olaylardaki garip çekimser ve gizlilik dolu tutumundan vazgeçmesi ve sonuçlari degerlendirmesi Ordu’ya güç katacaktir.

NIMET OLMUSTUR : Zira ,Türk uçaklari Kocatepe’ye takilmasalardi,hemen altlarinda bulunan 6. Filo ve Ingiliz Donamasi’na ait ayni tip gemilerin üzerine düseceklerdi.15 bin feetten saatte 700 km. hizla inen pilot için 10-15 milin hesabini yapmak çok güçtür.Olayi basindan sonuna kadar ,bir helikopterden seyreden bir Ingiliz pilotunun sözleri ilginçtir."6.filoya bagli gemilere hücum edebilirdiniz ve asil felaket o zaman dogardi."

Türk ordusuna en büyük fayda ,iyi taraflariyla beraber ,böyle anlarda ,varsa aksayan noktalarini düzeltebilmesi için gereken ortami ve firsati saglamakla yapilabilir.

 

KANLI NOEL OLAYI

21 Aralık saldırıları ve mücadele

Rumların, adayı Yunanistan'a bağlamak için,
Kıbrıs Türk halkını, kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti'nden dışlayarak, toptan yok etmek amacıyla 21 Aralık 1963'te başlattığı saldırıların yıldönümü, 21 Aralık ve onu izleyen hafta, KKTC'de “Mücadele ve Şehitler Haftası” olarak kutlanıyor.
Kıbrıs Türk halkının mücadelesi için canlarını veren aziz şehitlerimizi, gazilerimizi minnetle anarak 21 Aralık saldırısı ve direniş mücadelesine bir göz atalım.
1960'ta kurulan
Kıbrıs Cumhuriyeti'ne bağlanan umutlar kısa sürdü.
Kıbrıs'ta Türk Halkını azınlık statüsüne düşürmeyi amaçlayan Rum liderliği amacını gerçekleştirmek için Anayasa'da değişiklik öngören 13 maddelik bir öneri sunmuştu.
Doğal olarak bu öneriler
Kıbrıs Türkleri tarafından reddedildi.
Bu önerilerin reddedilişiyle halkımızı yıldıramayacağını anlayan Rum liderliği, ENOSİS'in Anayasa'da yasaklanmasına ve cumhuriyetin Garanti Anlaşması'na rağmen, Rumlar, Anayasa değiştirmek bahanesiyle
Kıbrıs'ı silah zoruyla Yunanistan'a bağlamak için, 21 Aralık 1963'te Kıbrıs Türklerine yönelik tarihe "Kanlı Noel" olarak geçen vahşi saldırıları başlattı. Ancak halkımızın direnişi ile karşılaşan saldırganlar, 24 saat içerisinde bizleri yok etme planlarında başarıya ulaşamadı.
Rumların bu insanlık dışı ve barbarca saldırıları kısa sürede bütün ada sathına yayılmış ve bunun sonucu olarak yüzlerce kardeşimiz şehit edilmiş, 103 köyümüz yakılıp yıkılmış ve 30,000 kardeşimiz kendi öz vatanlarında göçmen durumuna düşürülmüştü.
Saldırılara paralel olarak
Kıbrıs Türkleri, Devlet mekanizmasının bütün organlarından (yasama, yürütme, yargı, güvenlik, kamu hizmeti) ve bütçeden tamamen dışlanmış, 4000 devlet memuru ve Türk Bakanlarla Milletvekilleri işlerinden kovulmuş ve bu organlar tümüyle Rumlaştırılmıştı.

 

1963-1964 döneminde Rum Milli Muhafız Ordusu Komutanlığı yapmış olan General Yorgo Karayannis bir Yunan gazetesinde yayınlanmış olan söyleşisinde, “Türkler Anayasa değişikliğine karşı çıktıkları zaman, Makarios planını (Akritas) uygulamaya başladı ve Aralık 1963'te saldırılar başladı" diyerek saldırıların, Rumlar tarafından başlatıldığını itiraf etmişti.

Cumhuriyete attıkları imzaların mürekkebi kurumadan Cumhuriyeti ENOSİS'e sıçrama tahtası olarak gören Rumlar,
Kıbrıs Türklerini 24 saatte yok etmek amacıyla hazırladıkları AKRİTAS Planı uyarınca, 20 Aralık gecesi Lefkoşa'nın Tahtakale semtinde evlerine gitmekte olan bir grup Türk'ün otomobillerine ateş açarak, Zeki Halil ve Cemaliye Emirali adlı iki Türkü şehit etmişler, bir grup Türkü de yaralamışlardı.
21 Aralık günü saldırıyı kınamak için Lefkoşa Türk Lisesi bahçesinde toplanan Türk öğrenciler EOKA çetesi mensupları tarafından kurşunlandı ve Lefkoşa'daki Atatürk büstüne saldırıldı. Ertesi gün 22 Aralık günü de Türkiye Büyükelçiliği binası ile Cumhurbaşkanı Muavini Dr. Fazıl Küçük'ün ikametgahına ateş açıldı. Artık,
Kıbrıs Türkünü tamamen imha ederek adayı Yunanistan'a bağlamayı öngören AKRİTAS Planı fiilen yürürlüğe girmişti.
1963 kanlı Noel saldırılarının ilk hedefi Lefkoşa idi. Rumlar merkeze hakim olmakla, bütün
Kıbrıs'a hakim olacaklarını sanmışlardı.
22 Aralık günü EOKA'cı Nikos Sampson önderliğindeki Rum saldırganlar Yunan Alayı ile birlikte en büyük Türk semtlerinden Küçük Kaymaklı'ya saldırdı. 5 bin Türk Küçük Kaymaklı'dan göç etmek zorunda kalırken bir grup Türk, Rumlar tarafından tutsak edilmişti.
Nikos Sampson, bu olayda “Makarios Hükümetinin, İçişleri Bakanlığının ve Üçlü Karargah'ın Yunan kanadına mensup subayların emri ile hareket edildiğini” belirterek masum insanlara karşı giriştikleri Küçük Kaymaklı saldırısını, Yunanlıların, Balkan savaşları dışında, Türklere karşı kazandığı yegane zafer olarak niteledi.
Saldırılar vahşet dolu ve insanlık dışı katliamlara dönüşmekte gecikmedi. Rum kesiminde bulunan Lefkoşa Genel Hastahanesinde yatan Türk hastaların katliamı bunlardan sadece biridir.

 

23 Aralık 1963 tarihli İngiliz "Guardian" gazetesinde yayınlanan bir İngiliz Hükümet raporuna göre, hastahanede yatan yirmi beş Türk hasta, yataklarından kaybolmuştu. Bir İngiliz istihbarat subayının bulgularına göre bu hastaların boğazları Rum hastabakıcılar tarafından hasta yataklarında kesilmiş ve vücutları bir kamyona yüklenerek şehrin kuzeyindeki bir çiftliğe götürülerek orada kıyma makinesinden geçirilerek öğütülmüş ve atılmıştı.

24 Aralık 1963'de Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ortak bir bildiri yayımlayarak ateş kesilmesi için çağrıda bulundu. Bildiride şöyle denildi:“Türkiye, İngiltere ve Yunanistan hükümetleri Garanti Andlaşması'nı imza eden devletler sıfatı ile
Kıbrıs Hükümeti ile Türk ve Rum cemaatlerini halihazır karışıklıklara son vermeye müştereken çağırırlar. Üç hükümet, bu gece ateş kesilmesi için uygun bir semtin tespitine ve her iki cemaatten buna riayeti istemeye Kıbrıs Hükümeti'ni davet ederler. Üç hükümet ayrıca hukuk nizamının korunması lüzumunu göz önünde tutarak bugünkü durumu doğuran güçlüklerin halline yardım maksadıyla müştereken tavassutta bulunmayı teklif ederler.”
Bu çağrıya rağmen Rum çeteleri saldırılarını sürdürerek bu kez Kumsal semtine saldırdı.
Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı'nda hekim olarak görev yapan Binbaşı Nihat İlhan'ın eşi ile üç çocuğu şehit edildi.
Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanmaya karar vererek Türk Hava Kuvvetleri'ne bağlı uçakların Lefkoşa üzerinde ihtar uçuşu yapması ve Türk Alayı'nın garnizonundan ayrılarak mevzi alması üzerine İngiliz Yüksek Komiserliği'nde taraflar toplanarak “Yeşil Hat” anlaşmasını imzaladı.
Rumlar bir taraftan görüşme masasına gelirken, diğer taraftan Ayvasıl köyünde katliam gerçekleştirerek 12 Türkü toplu mezara gömüyordu.
Türkeli (Ayvasıl) köyündeki kardeşlerimize aynı köyde yaşayan Rumların yaptıklarını yabancı yazarların kalemlerinden beraberce izleyelim.

Noel akşamı yapılan bu katliamı, tanınmış gazeteci yazar H. Scott Gibbons "Şerefsiz Barış" (Peace Without Honour) isimli kitabında şöyle anlatıyor:

"Silah sesleri ve tüfek dipçikleri kilitli kapıları dövüyordu, halk sokaklara çıkarılmıştı.
Yetmiş yaşındaki ihtiyar bir Türk, ön kapısının kırılma sesi ile uyandı. Yatak odasından çıktığı zaman kapının içinde birçok silahlı genç adam buldu. "Çocukların var mı?" diye sordular. Adam korku ile, "Evet" dedi. Bir tanesi "Onları dışarı gönder," diye emretti. Adamın ondokuz ve onyedi yaşındaki iki oğlu ve on yaşındaki kızı alelacele giyinerek silahlı adamın peşinde dışarı çıktılar. Bahçe duvarının dışına dizildiler ve silahlı adam onları makineli tüfekle kurşunlayarak öldürdü.
Başka bir evde onüç yaşındaki bir erkek çocuğu, elleri dizlerinin arkasına bağlanarak odaya atıldı. Bir taraftan ev, gelenler tarafından talan edilirken diğer taraftan bu çocuk tekmelenerek ve dövülerek hırpalandı. Sonra başının arkasından bir tabanca ile vuruldu.
O gece Ayvasıl'da on iki kişi katledildi. Geriye kalanlar tekmelenerek itilip kakılarak evlerinden toplandılar. Bu katliamdan kurtulanlar Yılmazköy'deki (Şillura) Türklerin yanına göçmen olarak sığındılar.
Sonra silahlı saldırganlar dikkatlerini Türk evlerine çevirdiler. Evleri talan edip yıktıktan sonra ateşe verdiler."
14 Ocak 1964 tarihli Daily Telegraph gazetesi hunharca şehit edilen bu kardeşlerimizin toplu mezarlarının bulunuşunu şöyle anlatıyordu: “Bu akşam, Lefkoşa'dan 13 mil uzaktaki Ayvasıl köyünün dışında gömülmüş olarak bulunan dokuz Türk'ün cesedi, İngiliz paraşüt birliğinin nezâretinde Kızılay Hastahanesine getirilirken hastahanenin dışında sessiz bir kalabalık toplanmıştı. Civarda biri kadın olan üç ceset daha bulunmuş fakat çıkarılamamıştır.
Türkler aynı bölgede öldürülüp gömülmüş olduğuna inanılan yirmi kişinin gömüldüğü yeri tesbit etmeye çalışıyorlar. Hepsinin de Noel'de Ayvasıl köyündeki çatışmalar sırasında öldürüldüğüne inanılıyor.

Köyde kaybolan 7 kişilik bir ailenin de orada gömülmüş olduğuna inanılmaktadır.

Toplu mezarların alel acele bir buldozer tarafından açılıp örtüldüğü görülmüştür. Hepsi kurşunlanmış olan cesetler iki-üç insan boyu derine gömülmüştür.
Başından vurulmuş çocuğun elleri hala dizlerinin arkasında bağlıydı.”
26 Aralık 1963'te Yeşil Hat'ın çizilmiş olmasına ve ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesine rağmen Rumlar saldırılarını tüm ada sathına yayarak Arpalık, Limasol, Baf ve Erenköy'e saldırdı.
Bu saldırılar sonucu 30 bin
Kıbrıs Türkü 103 köyü terk etmek zorunda kalmıştı.

500 civarında Türk'ün şehit olduğu, okulların, camilerin tahrip edildiği kanlı saldırılar sonucu
Kıbrıs Türkleri %3'lük toprak parçası üzerinde küçük gettolarda yaşamaya zorlanmış, Kıbrıs Cumhuriyeti organlarından dışlanmış, acı dolu günler yaşamaya başlamıştı.
Rum Yönetim, Türk direnişi karşısında silah zoruyla başaramadığını, Türk bölgelerine deterjandan, eldivene, yün çoraba kadar 49 çeşit malın girmesini yasaklayarak,
Kıbrıs Türklerini abluka altına almak suretiyle başarmak istedi.
Fakat
Kıbrıs Türk'ü her türlü baskı, zulüm ve saldırıya karşı direndi.

Kaynak: GÜVENLİK KUVVETLERİ DERGİSİ

 

EGE SORUNU

1.BÖLGENIN TANITILMASI:

A.Ege Denizi:                                                                                                                                           Ege denizi,doguda Anadolunun bati kiyilari;kuzeyde,trakya ve Dogu Makedonya güney kiyilari;batida,Tesalya ve Mora yarimadasi dogu kiyilari;güneyde Giriy ve Rodos adasi ile çevrilmistir.179 bin km.kare yüzölçümündedir.Pek girintili ve çikintili olan kiyilari ve kapsadigi birçok adalar,bu denizin daha önce büyük bir kara parçasi oldugunu anlatmaktadir.bugün de sik sik meydana gelen tektonik olaylar,Ege bölgesinde jeolojik dengenin hala kurulamadigini göstermektedir.

Ege denizinden Türkiyenin bati sahillerine bir göz atarsak,Ege adalarinin stratejik bakimdan büyük önem tasidigini ve Türkiyenin emniyetinde büyük rol oynadigini görürüz.Yunanistan’a terkedilen Sakiz,Midilli,Nikarya ve Sisam adalari silahsizlandirilmis ve böylece Türkiye bati sahillerinin Yunanistan’dan gelecek her tecavüze karsi emniyeti saglanmistir.Keza,10 subat 1947de Italyanlardan yunanlilara devr edilen güney Sporat adalari (12 ada) da ayni statü koda bulunmaktadir.

Yunanistanin dogusundaki Egriboz-Andros-Tinos ve Anadolu kiyilarina yakin bulunan Ikaria-Sisam (Samos adalari) derinligi en çok 1244 metre olan Kuzey Ege denizini,derinligi 2550metreye varan Guney Ege denizinden ayirillar.

(1) Kuzey Ege Denizindeki Adalar

(a)Çanakkale Bogazi önündeki Bozcaada ile bunu hemen kuzeyindeki Tavsan adalari,Gökçeada (Imroz) ve Limni adasi Bogaz’in savunmasinda büyük rol oynar,bogaza ulasan deniz yollarini kontrol eder.

(b)Kuzey Ege denizinin dogusundaki Dogu Sporat adalari (Midili,Sakiz ve sisam adalari) Anadolunun Ege kiyilarini çevrelemektedir.Bu adalar,Anadolu’ya giris istikametlerinin karsisinda yer almistir;Anadolu’nun savunmasinda’’Ileri Karakol’’ durumundadir;Anadolu’ya yapilacak taaruzda da basamak tahtasi rolünü oynarlar.

(c) Egedenizinin kuzeyindeki Semadirek(Semendirek,Somatraki)ve Tasoz adalari,Dedeagac ve Kavala gibi bati Trakya ve dogu Makedonya istikametlerini açan limanlarin karsisina rastlamaktadir.

(d) Kuzey Ege’nin batisindaki irili ufakli 80 ada ve adaciktan olusan Kuzey Sporat adalari,Egriboz adasi ve Andros adasi,Yunanistan kiyilarina karsi Ege denizinden yapilacak taaruzda birer basamak tahtasi teskil ederler veya Avrupa kitasindaki Yunan topraklarinin illeri karakolu durumundadir.

(2)Güney Ege Denizindeki Adalar:

(a) 12 ada (Güney Sporat adalari,Dodekanesos):

20.yüzyil baslarinda Dogu Ege adalari ile birlikte Cezairi Bahri Sefid vilayeti olarak anilirdi.Kirka yakin adacik ve kayaligi bulunan bu adalarin baslicalari:Patmos,Lipsos,Leros,Kalimnos,Istanköy (Kos),Incirli (Nisiros),Tilos,Sümbeki (Simi),Khaliki,Rodos,Meyis,Istampalya,Kasos,Karpatos’dir.

(b) Kiklat (Cyclades) Adalari:

Andros,Tinos,Mikonos,Naxos,Amorgos,Yiaros,Siros,Paros,Ios, Thira,Anafi,Kea,Kithnos,Serifos,Sifnos,Kimonos,Poliaigos,Milos,Folegandos. Bu adalar grubu.1000 metreye kadar yükselen daglik ve volkanik araziden ibarettir.Bunlar da,batmisbir kara parçasinin kalintilari olup,genellikle çiplak ve kayaliktirlar.Hemen hemen bütün gemilerin ugrak yeri olan bu adlar grubunun bassehri durumundaki Hermapolis,Siros(Sira)adasindadir.Bu adalar grubu,12 ada ile birlikte,kuzey-güney yönündeki bütün deniz yollarinin kontrolaltinda bulundurulmasini saglar.

(3)Girit Adasi:

Ege denizinin en büyük adasidir.Batisindaki Kithira ve Andikithira adalari ile ,dogusundaki Kasot,Kerpe ve Rodos adalari ile birlikte Ege denizini güneyden kapar.Uzunlugu 250,en genis yeri 54,en dar yeri 13 kilometre olan Girit adasinin kuzeybati ucu Mora’dan 110,kuzeydogu ucu da Anadolu’dan 200,güney ucu ise Bingazi’den 325 kilometre uzakliktadir.

Belli basli liman ve iskeleleri,kuzey kismindadir.Stratejik bakimdan Ege denizinin güney kilidi olan Girit adasi,Akdeniz’den geçen veya Ege denizine girip çikan tüm deniz yollarina egemendir.

B.Kibris Adasi:

Üçüncü Zamanda Anadolu ile birlesik iken,dördüncü zamandaki çöküntü sonucu Ayrilan 9282 km.kare büyüklügündeki Kibris adasi,Anadolunun bir parçasidir.Uzunlugu,dogusundaki Karpas(Andreas)burnu ile batisindaki Arnavut(Hirisofu) burnu arasi 227;eni,kuzeyindeki kormacit(Kormakiti) burnu ile güneyindeki Dogan(Gata) burnu arasi 97 km’dir.Türkiye’den(Anamur-Kormacit burnu arasi) 71, Yunanistan’dan(Pire-Arnavut burnu arasi) 800 km. Olan Kibris adasi,Türk milli güvenligini saglama bakimindan oldukça büyük deger ve önem tasimaktadir.Türkiye’nin Akdeniz’e açilan bütün kapilarini kapatir; Iskenderun körfezi ve Mersin limaninin emniyetini saglar.Buna karsilik,yabanci bir devlet elinde bulunmasi halinde,güneyden Anadolu’nun emniyetini tehlikeye sokar,özellikle Yunan kusatma çemberinin tamamlanmasina neden olur.O kadar ki,bati Anadolu’ya bir çikarma halinde,Kibris’tan Iskenderun ve Mersin bölgelerine yapilacak bir Yunan harekati,Türk ordularinin gerisine çesitli yönlerden etkili olur.Bunun disinda,Dogu Akdeniz ve hatta dolyli olarak tüm Akdeniz deniz yollarini kontrol eder;Orta Dogu’ya yapilacak her türlü müdahelede üs durumundadir.Nitekim,Akdeniz’de ve çevresindeki siyasal gelismelerde Kibris için devletlerce(batmayan uçak gemisi) terimi kullanilmaktadir.

2.Yunanistan’in Istiklalini Elde Etmesi ve Bu Tarihten Önce Adalarin Durumu:

A.Yunanistan’in Istiklalini Elde Etmesi:

1699 tarihinden itibaren Osmanli Imparatorlugunda gerileme baslamisi.Buna karsilik 1789 Fransiz ihtilaninin olmasi ve milliyet fikirlerinin gelismesi,Ingiltere’nin Adriyatik denizindeki yedi adayi bagimsiz hale getirmesi,Osmanli Imparatorlugu camiasindaki Türk olmayan unsurlar ve bu arada Yunan halki üzerinde bagimsizlik fikir ve düsüncelerinin artmasina sebep olmustu.Avrupa devletleri özellikle Rusya ve Avusturya-Macaristan Imparatorlugu,Osmanli ülkesi ile daha yakindan ilgilenmeye basladilar.Osmanli devletindeki azinliklari kiskirtmayi ve maddi,manevi destekleri ile imparatorlugun parçalanmasini hedef edindiler.Zaman zaman firsatlar yaratarak azinliklarin ayaklanmalarini kolaylastirmak ve desteklemek için osmanli devletine saldirida bulundular.Örnegin: Rusya 26 Nisan 1828’de Osmanli devletine saldirdi.Kendi topraklarini büyütmekle berber Balkanlardaki azinliklari da destekledi.Osmanli ordusu Ruslarla çarpismakta oldugundan,azinliklarin bu ayaklanmalarini geregi gibi bastiramadi.

Azinliklari,özellikle Yunanlilari destekleyen yalniz Rusya degildi.Fransa ve Ingiltere’nin de Osmanli Devletine müdaheleleri olmakta idi.Zira 9 Temmuz 1829’da Fransa ve Ingiltere,Babiali’ye "Mora ile Siklat adalarinda bir Yunan hükümetinin kurulmasi"hakkinda bir nota verdiler.Osmanli Devleti bu notayi geri çevirdi.

16 Kasim 1829’da imzalanmis olan Londra protokolü geregince Mora ve Siklat adalarindaki Yunanlilari,üç büyük devlet açikça himayeleri altina aldilar.Böylece,Yunan devleti hem üç büyük devletin ve ham de Avrupadan Yunanistan’a gönüllü olarak Kosup giden birçok sair,yazar ve askerlerin maddi ve manevi yardimi ile kurulmus oluyordu.

Düzenledikleri protokole göre,kurulan Yunanistan’in kuzey siniri Astropotamos nehrinin agzindan Spercheyos nehrinin agzina kadar çekilen bir hat olacak;Egriboz,Skyrios,Siklat ve Seytan adalari bagimsiz Yunan Prensligine verilecekti.

1828 Osmanli-Rus harbinden bitkin bir halde çikmis olan Osmanli Devletinin de,bunlari kabulden baska yapacak bir seyi olmadigi için,Yunan istiklali,24 Nisan 1830’da Osmanli Devletince de kabul ve tasdik olundu.

B.Yunanistan’in Istiklaline Kavusmasindan Önce Adalarin Durumu

Her ne kadar Yunanistan’daki isyanlarla birlikte Egriboz,Girit,Sisa ve Sakiz gibi adalardaki Yunan ayaklanmalarina sahit olunmakta ise de bu Yunanistan’in adalar üzerinde bir hak idia etmelerini gerektirmezdi.

TÜRK-YUNAN ILISKILERI VE DEVLETLER ARASI TUTUM

1798 tarihinden beri 'Megalo Idea'(Büyük Ülkü) pesinde kosan Yunanlilar,24 Nisan 1930'da kavustuklari bagimsizliklari ile Megalo Idea'nin birinci maddesini ve kismen üçüncü maddesini gerçeklestirmis oluyorlardi.Bundan da yetinmeyeceklerdi ve yetinememislerdi de.Rusya'nin,Ingiltere'nin,Fransa'nin ve hatta Avusturya-Macaristan Imparatorlugu ve Almanya ve Almanya'nin destegini sagladikça Megalo Idea'nin diger hedeflerini de ele geçirmeye devam edeceklerdi.Bu yüzden bölgede dünya barisini bile tehlikeye düsürevcek durumlari yaratmaktan çekinmiyorlardi.Yalniz Yunanistan'in kuvveti,Megalo Idea'nin tahakkuk ettirilmesine yetemezdi.Bu nedenledir ki,her vesile ile,Osmanli devletinin zayif düstügü zamanlari kollamislardi;özellikle devletin iç karisikliklarindan faydalanmislardi;bu arada büyük devletlerin de himayesini saglamak suretiyle muvaffak da olmuslardi.

Böylelikle,1828 Osmanli-Rus harbinden yenik çikmamizdan faydalanmislar;hem istiklalini ve hem de Egriboz,Skyros,Kiklat,Adalar grubu ile Seytan Adalarini ele geçirmislerdi.

1862 Yunan isyaninda kral Othon-1.'nin devrilmesi ve Danimarka PRENSLERINDEN Guillaumeun,Yorgi-1.adi ile Yunan tahtina geçmesinden faydalanilmistir; 29 Mayis 1864'te Ingiltere hükümetinden,Osmanlilar'dan Ruslar'in eline ve onlardan da Fransizlar'in ve nihayet Ingilizler'in himayesine geçen Yunan denizindeki yedi adanin(Korfu,Paksos,Aya Mavro,Serigo,Itaki,Kefelonya,Zanta),sakinlerinin de istegiyle Yunanistan'a hediye edilmediyle saglanmisti.Osmanli hükümetinde 8 Nisan 1865'te bu ilhaki tanimak mecburiyetinde kalmisti.

1877-1878 Osmanli-Rus harbinde savasin Ruslar'in lehine cereyan etmesi üzerine Ruslar,Panislavizm karsisinda pan-Helenizm'I tehlikeli görmüs ve Rus-Yunan ittifakina yanasmamislardi.Ancak,Osmanlilar tam bir yenilgi içindeydiler ve ikinci bir gailenin altindan kalkacak durumda da degildiler.

Osmanlilar'in bu zayif durumundan faydalanan Yunanistan,Girit'te isyanlar çikarmis;büyük Avrupa devletlerini de yardimini saglayarak,Halepa(Hanya'nin kuzeydogusundadir) anlasmasiyla 21 Temmuz 1881'de Teselya ile Nar'da(Arta)kasabasini ele geçirmeye muvaffak olmuslardi.

1912-1913 Balkan Harbi'ne 18 Ekim 1912 tarihinde katilan Yunanistan,Esasen zayif olan Osmanli donanmasinin Dogu Trakya'daki kara harekatini destekleme görevinde bulunmasindan ve dolayisiyla mesgul olmasindan faydalanarak:

a. Kuzey Ege denizindeki Limni adasini 22 Ekim 1912'de;Tasoz,Imroz ve Ayastrati adalarini 31 Ekim 1912'de;Semendirek adasini 1 Kasim 1912'de;Bozcaada'yi 7 Kasim 1912'de ele geçirdi.

b. Güney Spopat adalarindan Psara adasini 4 Kasim 1912'de ;Nikarya adasini 17 kasim 1912'de ; Midilli ve Sakiz adalarini 3 ocak 1913'te;Sisam adasini da 16 mart 1913'te zaptetti.

c. Osmanlilardan tam muhtariyetini 28 kasim 1897 de koparmis o1an girit adasinida,13 ekim 1912'de isgal etti.Yunanistan,Osmanlilarin Balkan harbinde yenilmesi üzerine , 30 mayis 1913'te düzenlenen Londra Antlasmasiyla, Kuzey Adalar denizindeki Imroz e Bozcaada disindaki Kuzey Ege denizi adalarini ve Güney Sproat adalarini ele geçirdi.


 

 

          Genel Başkan

"Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz"

 Özgeçmişi
 Konuşmaları
 Fotoğrafları
          Reisin Köşesi