|
KIBRIS
HAREKATI
NEDEN MAGOSA DEGIL DE GIRNE SAHILI
Baskin niteliginde bir harekat planladik.Daha önce tespit edilen ve magosa’nin 36
km. kuzeyindeki Bogaz’a çikis planindan vazgeçildi.Allah’tan vazgeçilmis,zira
sonradan Rumlarin bu palnlari ögrendikleri ve ona göre tedbir aldiklari
ögrenildi.Üzerinde durulan nokta adanin karakteristigi idi.Magosa civarindan yapilacak
bir çikartma tehlikeliydi.Rumlar çok genis ve rahat olan ,Magosa -Lefkosa yolunun
etrafini çesitli birlikleriyle kapatmislardi.Kontrol ellerindeydi.Üstelik Temmuz
ayioldugundan o bölgede binlerce turist vardi.Nüfusu yüzbini askin bir sehir içinde
,çikartilacak birkaç bin türk askeri kayboluverirdi.Bundan dolayi Girne’nin
batisindaki küçük bir plajdan çikilmasi ve son derece dar,virajli (bir kamyonun yolda
kalmasi tüm trafigi durdurabiliyordu)ve yüksek Besparmak Daglari ‘nin güç geçit
vermesine ragmen Girne-lefkosa yolu seçildi
KOCATEPE NEDEN BATTI
21 Temmuz Pazar .Sabahin erken saatlerinde bölgeyi tarayan kesif uçagindan bir rapor
gelmisti:8-11 kadar gemi, Kibris’a dogru 10 mil süratle ilerliyorlar,aralarinda 8 mil
mesafe var,toplu halde görünüyorlar.
Bir gün önce Mugla Valisi’nin Bölge Jandarmasi’ndan ve MIT’in Rodos’taki
istihbaratindan Yunan gemilerinin kamyon ve silah bindirdikleri yolundaki istihbaratini
,ordunun elektronik istihbarat teskilati dogrulamis ve Yunanlilarin "Hazir olunmasi
ve kitalarin gemilere binmesi"yolundaki bir mesajini yakalamisti.Sabahin ilk
saatlerinde de kesif uçaginin raporu gelince ,hepsi birlestirildi ve bir sonuca
varildi:Yunanistan Kibris’a büyük bir kuvvet yolluyordu.
Ecevit’e göre gerekirse vurulmasi zorunlu olacakti.Genelkurmay çok önem
veriyordu.Konvoy niteligi hakkinda o ana kadar verilen bilgilerde eksiklik vardi..
Ortada birden bire bir "Yunan konvoyu" sözü dolasmaya baslamis ve harekatin
gelecegi de bu konvoya baglanmisti.
Kesif uçagi ise devamli raporlar yolluyor ve 11 civarindaki gemi konvoyunun Kibris
yönünde seyrettigini bildiriyordu.Ancak havanin puslu olmasi ve uçakta silah
bulunmamasi sebebiyle alçalip gözle tespit yapamiyor, dolayisiyla bir türlü gemilerin
ne tasidiklarini ,bandiralarini çikaramiyordu.Istihbarattan gelen raporlar,yan veriler ve
yapilan degerlendirmeler sonunda karar kesin olarak verildi:
Bunlar Yunan gemileridir ve sayilari 11’dir.
Bu Kocatepe için sonun baslangicina ilk adimdi.Daha sonra kesif uçagi
degerlendirmesinde bu gemilerin tesadüfen bir araya gelmis ticaret gemileri oldugunu ve 8
tane sayabildigini,ancak cephane tasidiklarini belirtti. Saat 11:00 civarinda kesif
uçagindan gelen iki rapor ,Deniz Kuvvetlerinin kuskularini arttirdi."Aynen
bizimkilere benzeyen 3 muhrip görüyorum".Ikinci mesajda muhrip sayisinin 9’a
çiktigini bildirdi.
Her iki ülke de Amerikan yardimindan ayni tip muhrip aldiklarina ve Türkiye’nin o
bölgede hiçbir gemisi bulunmadigina göre bunlar Yunan gemileriydiler.
Acaba? 6. Filonun nerede oldugu kesin biliniyormuydu?Çok yüksekten hem de deniz
kesfine alismamis pilotunbir hatasi mümkün degil miydi?
Adatepe,Kocatepe ve Fevzi Çakmak muhriplerne sabah 10:00 sularinda arzi ve tulu
verilerek 8-10 gemilik Yunan konvoyuna hücum edilebilecegi bildirilmis,üç muhrip de
Albay Irfan Tinaz komutasinda Girne açiklalarindaki destek bombardimanini kesip ,süratle
verilen bölgeye hareket etmislerdi.
Basbakan ,gemilerin milliyetlerinin tespit edilmesini ,eger Yunanliysa önce ihtar
edilmesini durmadiklari takdirde ates açilmasini belirtti.Yunanistan’in Kibris’a
büyük bir güç gönderdigine öylesine inanilmisti ki Ecevit bu gemilerin mutlaka
durdurulmasi gerektigini her firsatta dile getiriyordu.
Yunanistan ise Kibris’a dogru giden hiçbir Yunan gemisi olmadigini olursa da
Türklerin batirabilecegini söylüyordu.Deniz Kuvvetlerinin yaptigi hesaplara göre
bölgeye gitmeleri emri verilen birligin (Adatepe,Çakmak,Kocatepe)kesif uçaklarindan
verilen konvoyun hiziyla ilgili bilgiler degerlendirilmis ve yetisemeyecekleri
saptanmisti.Üstelik zirhli gemiler de vardi.Yetersiz kalinabilirdi,hava ile koordineli
bir taarruz gerekli idi.Hava ve Deniz kuvvetleri komutanlari arasinda geçen bir konusmada
;bölgede Türk gemisi olup olmadigi konusunda beraber hareket edilmesi aksi takdirde KENDI
GEMILERIMIZI DE VURABILECEGIMIZ ihtimali üzerinde duruldu.
Saaat 12:18 ‘de H.K. Kom Org. Emin Akkaya ‘nin emriyle adadaki kuvvet karagehinda
bulunan uçaklara taarruz emri verilmisti.O sirada kimse Kocatepe’nin ölüm fermanin
verildiginin farkinda degildi.
Adatepe,Fevzi Çakmak ve ve Kocatepe’den kurulu Türk birligi tam bu sirada Arnavut
Burnu’nu dönmüstür.Birlik Arnavut Burnu’nu döner dönmez,sahilden firlayiveren
üç hücumbotun saldirisina ugradi...Karsilikli ateslemeler ve ikisi batirildi.Biri ise
sahile kaçti.Kaçani aramak için geri döndüler ,bir süre arastirdilar.Fakat iyi
gizlenmis olacak görülemedi.Bu çatisma yaklasik yarim saat kadar sürmüstü.Durumu
Ankara’ya bildirdiler ve MEVKILERINI VERDILER...Baf’a dogru hareket
ettiler.Çiplak gözle veya radariyla konvoyun yerini belirlemeleri gerekirdi.Zira
radarlari konvoyun yeri diye verilen bölgeyi içine aliyordu.Sonunda radarda bir tespit
yapildi.Bunlar ikisi Baf’a biri de Libya’ya dogru giden üç ticaret gemisinden baska
bir sey degildi.
-Komutanim yasak bölge içinde ,25 mil uzagimizda üç ticaret gemisinden baska bir
sey yok..Bunlardan ikisi Baf’a biri de Libya’ya dogru gidiyor.Libya yönüne giden
biraz sonra yasak bölgeden çikacak.
Birlige o sirada Ankara’dan yeni bir emir çikti:Konvoya geri dönmesini
söyleyin.Aksi halde hücum edin.Eger dönerse asagidaki hedefleri bombalayarak tekrar
eski pozisyonunuzu (Girne ) alin..Gelen emirle bölgede konvoyun bulunmadigi gerçegi
birbirini tutmadigi için ,kesif uçaklarinin son bir defa gözle kesif yapmasi
istendi.Birlik komutani Irfan Tinaz (Adatepe’nin komutani)da endiselenmeye baslamisti.
Birkaç dakika sonra karakol uçaginin viziltisi,arkasindan da sivrisinek gibi iki
geminin üzerine alçalarak daireler çizdigi görüldü.Merakla gelecek rapor beklenmeye
baslandi.Her seyi degistirebilecek bir rapordu bu..
Cizirtili telsizden kesif pilotunun tane tane sözleri dökülmeye basladi:
Gemilerin üstündeyim su anda ...Bayraklari yok..Birinin adini okuyabiliyorum..Line MESSINA
..Digerini göremiyorum.
Iyicealçalip bak oglum
Alçaliyorum... Yükleri kamufle ..üstü örtüyle örtülmüs ,ancak birinin
üstünde taksi tipi otomobil var..anormal hiçbir sey yok..Bulundugum yerden bizim
muhripleri de görebiliyorum..ETRAFTA BASKA HIÇBIR GEMI YOK..KONVOY BU IKI GEMIDIR ..Tamam
Konvoy bu iki gemi midir?..hani muhripler ?Hani sekiz ,dokuz veya onbir gemi?
Bu sirada Türk uçakalri havalanmisti.(48 uçak görevlendirilmisti)Ilk filo binlerce
metre tepeden ,kendilerine verilen mevkiinin çok yakininda (o kadar yukaridan 20-30 milin
farkini anlayabilmek imkansizdir)üç muhrip birden görüverdi...Civarda baska hiçbir
gemi toplulugu yoktu.Kendilerine verilen emir ile tam uyusan bir durum idi.Korkunç bir
süratle dalip bombalarini birakmaya basladilar.Ilk dalisi yapan filodaki pilotlar da
durumdan kuskulanmislardi.Gemilerdeki Türk bayraklarini görmüslerdi.Ancak gemiler
uçaklari baraj atesine tutmuslardi.Türk gemisi ona ates edemezdi.Yunanlilarla ayni tip
gemilerimiz vardi.Rahatça bir aldatmaca yapabilirlerdi.frekanslara girip Türkçe konusan
Yunan ve Rumlarla ilgili olaylar anlatilmisti kendilerine .Aldiklari emir kesindi.stelik
emir ile karsilastiklari durum uyuyordu.Çikartma gemileri ortada görünmüyor ancak
muhripler vardi.Hücumu kesip geri dönemezlerdi.Aldatmaca sonucu gemiler Baf’a
girebilirler ve ellerinden kaçirmis olurlardi.Savasin her ani önemliydi.
Birligin komutani Kurmay Kd. Albay Irfan Tinaz o anda kendi gemisi Adatepe’de
degildi.Çakmak’a geçmisti.Derhal Çakmak ,Adatepe’nin yanina gelerek uçaklara baraj
atesi açmalarini ve kuzeye çekilmelerini emretti.Uçaklarin dalarak bombardimanlarini
önlemek için uygulan bir tedbir idi.Bunun üzerine uçaklar roket atesine geçtiler.Ilk
yarayi Kocatepe aldi Roketlerden biri tam bacadan içeri girdi ve SHM’yi
dagitiverdi.Bundan sonra iki taraf arasinda konusmalar basladi.Gemiler Türk olduklarini
söylüyor,uçaktakiler süpheleniyor,ancak emin olamiyorlardi.Uçaktakiler birbirlerine
sordular sonra tekrar dalisa geçtiler .Kocatepe yarali bir balik misali denizin ortasinda
kalakalmisti.Kiç topu infilak etmis,bas makine ve bas kazan mahvolmustu.Bunu gören
jetlerin tümü buraya hücum ettiler.Adatepe ve Çakmak bunu firsat bilip kuzeye
çekilmeye basladilar.Ancak Kocatepe oldugu yerden kipirdayamiyordu.Arka arkaya gelen
isaberle gemi alev almis ,personel dumandan içeride bunalmisti.Gemiyi kurtarma imkanin
kalmadigi belliydi.Pompalar kullanilmadikça ne yapilabilirdi ki...Telsizlerin tamami
elden çiktigindan ,seyyar muharebe cihazi ile durum Birlik Komutani Irfan Tinaz’a
bildirildi:"Gemiyi terketmekten baska çare yok."
Komutan Güven Erkaya ,son bir defa daha durum raporu aldi:"Agir cephanelik her an
patlayabilir."Bu geminin, içinde herkesle birlikte havaya uçmasi anlamina
geliyordu.Etraftada hiç uçak görünmüyordu.Hareket edilecekse simdi tam vakti idi.
" Gemiyi terk etmeye hazir olun"
20-25 kisi o ana kadar ölmüstü.Asagiya odalara alindi bazilari,Kozmik bilgiler
,emirler yakilmaya baslandi.Geminin batisini kolaylastirmak için vanalarin açilmasi
gerekiyordu.O da olmadi ,zira yangindan içeriye girilemiyordu.kocatepe son anlarini
yasiyordu.o sirada teknik cihazlar imha edildi.205 kisi sallara dolarken (uçaklar her an
gelebilir ve felaket büyüyebilirdi),Güven Erkaya gemiye yasli gözlerle son bir defa
daha dolasmaya çikti. Artik yanginin sicakligi ve cephaneden gelen isi yüzünden
ayakkabilari bile yapisiyordu.Kocatepe terk ediliyordu.Güven Erkaya gemiye yasli
gözlerle son bir defa daha bakti.Daha sonra sallara binildi.24 saat içinde Kocatepe
çaresizlik içinde Akdeniz’e gömüldü.Sonra uçaklar gidip Baf’i bombaladilar
uçaklarin Türk oldugu bundan sonra anlasildi.
SONUÇ
: 54 sehit (3 subay,14 astsubay,37 er )
Kurtulanlar (12 subay ,70 astsubay ve 101 er)
NEDEN
: Koordinasyonsuzluk,tecrübesizlik ve yanlis
istihbarat
Bir Ingiliz Denizalti Komutani’nin 2.Dünya Savasi sirasinda Londra Amirallik
Dairesine çektigi telgraf savas tarihine geçmistir:"eger Atlantik’i tarayan
Ingiliz uçaklarindan kurtulabilsem,yarin aksam üssüme salimen varabilirim"
Kocatepe olayi,hemen hemen her savasta ve her orduda görülebilinen talihsizliklerden
birdir.Gocunacak bir tarafi olmadigi gibi ,saklanmasina ve küllenmesine gerek
yoktur.Savas dislisinin hizi arasinda zaman zaman çok küçük bir detay gözden
kaçabilir.Önemli bir rapor önemli bir sasirtmaca veya baska nedenlerle zamaninda
gereken yere ulasamaz,dolayisiyla degerlendirmelerde küçük de olsa bu hata
yapilabilirve en önemlisi ,disli çalistirilmaya basladi mi ,kolay kolay
durdurulamaz.Herseyin yarim saat ,kirk dakika içinde olusuvermesi ,kaderin yönünü
degistirememistir.Bazi küçük detaylarin savasin gerektirdigi büyük hiz baskisiyla
zamaninda yerine ulasmamasi veya düsünülememesi kaderin isini kolaylastirmistir.
DERS OLMUSTUR
: Zira elde edilen tecrübe paha
biçilemez ölçüdedir.nelerin ne zaman ve hangi kosullarda artik
bilinmektedir.Akademilerde bu olay gizlenmemeli aksine açikça
incelenmelidir.Genelkurmay’in buna benzer olaylardaki garip çekimser ve gizlilik dolu
tutumundan vazgeçmesi ve sonuçlari degerlendirmesi Ordu’ya güç katacaktir.
NIMET OLMUSTUR
: Zira ,Türk uçaklari
Kocatepe’ye takilmasalardi,hemen altlarinda bulunan 6. Filo ve Ingiliz Donamasi’na ait
ayni tip gemilerin üzerine düseceklerdi.15 bin feetten saatte 700 km. hizla inen pilot
için 10-15 milin hesabini yapmak çok güçtür.Olayi basindan sonuna kadar ,bir
helikopterden seyreden bir Ingiliz pilotunun sözleri ilginçtir."6.filoya bagli
gemilere hücum edebilirdiniz ve asil felaket o zaman dogardi."
Türk ordusuna en büyük fayda ,iyi taraflariyla beraber ,böyle anlarda ,varsa
aksayan noktalarini düzeltebilmesi için gereken ortami ve firsati saglamakla
yapilabilir.
KANLI NOEL OLAYI
21 Aralık saldırıları ve mücadele
Rumların, adayı Yunanistan'a bağlamak için,
Kıbrıs
Türk halkını, kurucu ortağı olduğu
Kıbrıs Cumhuriyeti'nden
dışlayarak, toptan yok etmek amacıyla 21 Aralık 1963'te başlattığı
saldırıların yıldönümü, 21 Aralık ve onu izleyen hafta, KKTC'de “Mücadele ve
Şehitler Haftası” olarak kutlanıyor.
Kıbrıs
Türk halkının mücadelesi için canlarını veren aziz şehitlerimizi,
gazilerimizi minnetle anarak 21 Aralık saldırısı ve direniş mücadelesine bir
göz atalım.
1960'ta kurulan Kıbrıs
Cumhuriyeti'ne bağlanan umutlar kısa sürdü.
Kıbrıs'ta
Türk Halkını azınlık statüsüne düşürmeyi amaçlayan Rum liderliği amacını
gerçekleştirmek için Anayasa'da değişiklik öngören 13 maddelik bir öneri
sunmuştu.
Doğal olarak bu öneriler Kıbrıs
Türkleri tarafından reddedildi.
Bu önerilerin reddedilişiyle halkımızı yıldıramayacağını anlayan Rum
liderliği, ENOSİS'in Anayasa'da yasaklanmasına ve cumhuriyetin Garanti
Anlaşması'na rağmen, Rumlar, Anayasa değiştirmek bahanesiyle
Kıbrıs'ı
silah zoruyla Yunanistan'a bağlamak için, 21 Aralık 1963'te
Kıbrıs
Türklerine yönelik tarihe "Kanlı Noel" olarak geçen vahşi saldırıları
başlattı. Ancak halkımızın direnişi ile karşılaşan saldırganlar, 24 saat
içerisinde bizleri yok etme planlarında başarıya ulaşamadı.
Rumların bu insanlık dışı ve barbarca saldırıları kısa sürede bütün ada
sathına yayılmış ve bunun sonucu olarak yüzlerce kardeşimiz şehit edilmiş,
103 köyümüz yakılıp yıkılmış ve 30,000 kardeşimiz kendi öz vatanlarında
göçmen durumuna düşürülmüştü.
Saldırılara paralel olarak Kıbrıs
Türkleri, Devlet mekanizmasının bütün organlarından (yasama, yürütme, yargı,
güvenlik, kamu hizmeti) ve bütçeden tamamen dışlanmış, 4000 devlet memuru ve
Türk Bakanlarla Milletvekilleri işlerinden kovulmuş ve bu organlar tümüyle
Rumlaştırılmıştı.
1963-1964 döneminde Rum Milli Muhafız Ordusu Komutanlığı yapmış olan General
Yorgo Karayannis bir Yunan gazetesinde yayınlanmış olan söyleşisinde,
“Türkler Anayasa değişikliğine karşı çıktıkları zaman, Makarios planını (Akritas)
uygulamaya başladı ve Aralık 1963'te saldırılar başladı" diyerek
saldırıların, Rumlar tarafından başlatıldığını itiraf etmişti.
Cumhuriyete attıkları imzaların mürekkebi kurumadan Cumhuriyeti ENOSİS'e
sıçrama tahtası olarak gören Rumlar,
Kıbrıs
Türklerini 24 saatte yok etmek amacıyla hazırladıkları AKRİTAS Planı
uyarınca, 20 Aralık gecesi Lefkoşa'nın Tahtakale semtinde evlerine gitmekte
olan bir grup Türk'ün otomobillerine ateş açarak, Zeki Halil ve Cemaliye
Emirali adlı iki Türkü şehit etmişler, bir grup Türkü de yaralamışlardı.
21 Aralık günü saldırıyı kınamak için Lefkoşa Türk Lisesi bahçesinde
toplanan Türk öğrenciler EOKA çetesi mensupları tarafından kurşunlandı ve
Lefkoşa'daki Atatürk büstüne saldırıldı. Ertesi gün 22 Aralık günü de
Türkiye Büyükelçiliği binası ile Cumhurbaşkanı Muavini Dr. Fazıl Küçük'ün
ikametgahına ateş açıldı. Artık,
Kıbrıs Türkünü tamamen imha ederek
adayı Yunanistan'a bağlamayı öngören AKRİTAS Planı fiilen yürürlüğe
girmişti.
1963 kanlı Noel saldırılarının ilk hedefi Lefkoşa idi. Rumlar merkeze hakim
olmakla, bütün Kıbrıs'a
hakim olacaklarını sanmışlardı.
22 Aralık günü EOKA'cı Nikos Sampson önderliğindeki Rum saldırganlar Yunan
Alayı ile birlikte en büyük Türk semtlerinden Küçük Kaymaklı'ya saldırdı. 5
bin Türk Küçük Kaymaklı'dan göç etmek zorunda kalırken bir grup Türk, Rumlar
tarafından tutsak edilmişti.
Nikos Sampson, bu olayda “Makarios Hükümetinin, İçişleri Bakanlığının ve
Üçlü Karargah'ın Yunan kanadına mensup subayların emri ile hareket
edildiğini” belirterek masum insanlara karşı giriştikleri Küçük Kaymaklı
saldırısını, Yunanlıların, Balkan savaşları dışında, Türklere karşı
kazandığı yegane zafer olarak niteledi.
Saldırılar vahşet dolu ve insanlık dışı katliamlara dönüşmekte gecikmedi.
Rum kesiminde bulunan Lefkoşa Genel Hastahanesinde yatan Türk hastaların
katliamı bunlardan sadece biridir.
23 Aralık 1963 tarihli İngiliz "Guardian" gazetesinde yayınlanan bir İngiliz
Hükümet raporuna göre, hastahanede yatan yirmi beş Türk hasta, yataklarından
kaybolmuştu. Bir İngiliz istihbarat subayının bulgularına göre bu hastaların
boğazları Rum hastabakıcılar tarafından hasta yataklarında kesilmiş ve
vücutları bir kamyona yüklenerek şehrin kuzeyindeki bir çiftliğe götürülerek
orada kıyma makinesinden geçirilerek öğütülmüş ve atılmıştı.
24 Aralık 1963'de Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ortak bir bildiri
yayımlayarak ateş kesilmesi için çağrıda bulundu. Bildiride şöyle
denildi:“Türkiye, İngiltere ve Yunanistan hükümetleri Garanti Andlaşması'nı
imza eden devletler sıfatı ile
Kıbrıs Hükümeti ile Türk ve Rum
cemaatlerini halihazır karışıklıklara son vermeye müştereken çağırırlar. Üç
hükümet, bu gece ateş kesilmesi için uygun bir semtin tespitine ve her iki
cemaatten buna riayeti istemeye
Kıbrıs Hükümeti'ni davet ederler.
Üç hükümet ayrıca hukuk nizamının korunması lüzumunu göz önünde tutarak
bugünkü durumu doğuran güçlüklerin halline yardım maksadıyla müştereken
tavassutta bulunmayı teklif ederler.”
Bu çağrıya rağmen Rum çeteleri saldırılarını sürdürerek bu kez Kumsal
semtine saldırdı. Kıbrıs
Türk Kuvvetleri Alayı'nda hekim olarak görev yapan Binbaşı Nihat İlhan'ın
eşi ile üç çocuğu şehit edildi.
Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanmaya karar vererek Türk Hava
Kuvvetleri'ne bağlı uçakların Lefkoşa üzerinde ihtar uçuşu yapması ve Türk
Alayı'nın garnizonundan ayrılarak mevzi alması üzerine İngiliz Yüksek
Komiserliği'nde taraflar toplanarak “Yeşil Hat” anlaşmasını imzaladı.
Rumlar bir taraftan görüşme masasına gelirken, diğer taraftan Ayvasıl
köyünde katliam gerçekleştirerek 12 Türkü toplu mezara gömüyordu.
Türkeli (Ayvasıl) köyündeki kardeşlerimize aynı köyde yaşayan Rumların
yaptıklarını yabancı yazarların kalemlerinden beraberce izleyelim.
Noel akşamı yapılan bu katliamı, tanınmış gazeteci yazar H. Scott Gibbons
"Şerefsiz Barış" (Peace Without Honour) isimli kitabında şöyle anlatıyor:
"Silah sesleri ve tüfek dipçikleri kilitli kapıları dövüyordu, halk
sokaklara çıkarılmıştı.
Yetmiş yaşındaki ihtiyar bir Türk, ön kapısının kırılma sesi ile uyandı.
Yatak odasından çıktığı zaman kapının içinde birçok silahlı genç adam buldu.
"Çocukların var mı?" diye sordular. Adam korku ile, "Evet" dedi. Bir tanesi
"Onları dışarı gönder," diye emretti. Adamın ondokuz ve onyedi yaşındaki iki
oğlu ve on yaşındaki kızı alelacele giyinerek silahlı adamın peşinde dışarı
çıktılar. Bahçe duvarının dışına dizildiler ve silahlı adam onları makineli
tüfekle kurşunlayarak öldürdü.
Başka bir evde onüç yaşındaki bir erkek çocuğu, elleri dizlerinin arkasına
bağlanarak odaya atıldı. Bir taraftan ev, gelenler tarafından talan
edilirken diğer taraftan bu çocuk tekmelenerek ve dövülerek hırpalandı.
Sonra başının arkasından bir tabanca ile vuruldu.
O gece Ayvasıl'da on iki kişi katledildi. Geriye kalanlar tekmelenerek
itilip kakılarak evlerinden toplandılar. Bu katliamdan kurtulanlar
Yılmazköy'deki (Şillura) Türklerin yanına göçmen olarak sığındılar.
Sonra silahlı saldırganlar dikkatlerini Türk evlerine çevirdiler. Evleri
talan edip yıktıktan sonra ateşe verdiler."
14 Ocak 1964 tarihli Daily Telegraph gazetesi hunharca şehit edilen bu
kardeşlerimizin toplu mezarlarının bulunuşunu şöyle anlatıyordu: “Bu akşam,
Lefkoşa'dan 13 mil uzaktaki Ayvasıl köyünün dışında gömülmüş olarak bulunan
dokuz Türk'ün cesedi, İngiliz paraşüt birliğinin nezâretinde Kızılay
Hastahanesine getirilirken hastahanenin dışında sessiz bir kalabalık
toplanmıştı. Civarda biri kadın olan üç ceset daha bulunmuş fakat
çıkarılamamıştır.
Türkler aynı bölgede öldürülüp gömülmüş olduğuna inanılan yirmi kişinin
gömüldüğü yeri tesbit etmeye çalışıyorlar. Hepsinin de Noel'de Ayvasıl
köyündeki çatışmalar sırasında öldürüldüğüne inanılıyor.
Köyde kaybolan 7 kişilik bir ailenin de orada gömülmüş olduğuna
inanılmaktadır.
Toplu mezarların alel acele bir buldozer tarafından açılıp örtüldüğü
görülmüştür. Hepsi kurşunlanmış olan cesetler iki-üç insan boyu derine
gömülmüştür.
Başından vurulmuş çocuğun elleri hala dizlerinin arkasında bağlıydı.”
26 Aralık 1963'te Yeşil Hat'ın çizilmiş olmasına ve ateşkes anlaşmasının
yürürlüğe girmesine rağmen Rumlar saldırılarını tüm ada sathına yayarak
Arpalık, Limasol, Baf ve Erenköy'e saldırdı.
Bu saldırılar sonucu 30 bin Kıbrıs
Türkü 103 köyü terk etmek zorunda kalmıştı.
500 civarında Türk'ün şehit olduğu, okulların, camilerin tahrip edildiği
kanlı saldırılar sonucu Kıbrıs
Türkleri %3'lük toprak parçası üzerinde küçük gettolarda yaşamaya zorlanmış,
Kıbrıs
Cumhuriyeti organlarından dışlanmış, acı dolu günler yaşamaya başlamıştı.
Rum Yönetim, Türk direnişi karşısında silah zoruyla başaramadığını, Türk
bölgelerine deterjandan, eldivene, yün çoraba kadar 49 çeşit malın girmesini
yasaklayarak, Kıbrıs
Türklerini abluka altına almak suretiyle başarmak istedi.
Fakat Kıbrıs
Türk'ü her türlü baskı, zulüm ve saldırıya karşı direndi.
Kaynak: GÜVENLİK KUVVETLERİ DERGİSİ
EGE SORUNU
1.BÖLGENIN
TANITILMASI:
A.Ege Denizi:
Ege denizi,doguda Anadolunun bati kiyilari;kuzeyde,trakya ve Dogu Makedonya güney
kiyilari;batida,Tesalya ve Mora yarimadasi dogu kiyilari;güneyde Giriy ve Rodos adasi ile
çevrilmistir.179 bin km.kare yüzölçümündedir.Pek girintili ve çikintili olan
kiyilari ve kapsadigi birçok adalar,bu denizin daha önce büyük bir kara parçasi
oldugunu anlatmaktadir.bugün de sik sik meydana gelen tektonik olaylar,Ege bölgesinde
jeolojik dengenin hala kurulamadigini göstermektedir.
Ege denizinden Türkiyenin bati sahillerine bir göz atarsak,Ege
adalarinin stratejik bakimdan büyük önem tasidigini ve Türkiyenin emniyetinde büyük
rol oynadigini görürüz.Yunanistan’a terkedilen Sakiz,Midilli,Nikarya ve Sisam adalari
silahsizlandirilmis ve böylece Türkiye bati sahillerinin Yunanistan’dan gelecek her
tecavüze karsi emniyeti saglanmistir.Keza,10 subat 1947de Italyanlardan yunanlilara devr
edilen güney Sporat adalari (12 ada) da ayni statü koda bulunmaktadir.
Yunanistanin dogusundaki Egriboz-Andros-Tinos ve Anadolu
kiyilarina yakin bulunan Ikaria-Sisam (Samos adalari) derinligi en çok 1244 metre olan
Kuzey Ege denizini,derinligi 2550metreye varan Guney Ege denizinden ayirillar.
(1) Kuzey Ege Denizindeki Adalar
(a)Çanakkale Bogazi önündeki Bozcaada ile bunu hemen
kuzeyindeki Tavsan adalari,Gökçeada (Imroz) ve Limni adasi Bogaz’in savunmasinda
büyük rol oynar,bogaza ulasan deniz yollarini kontrol eder.
(b)Kuzey Ege denizinin dogusundaki Dogu Sporat adalari
(Midili,Sakiz ve sisam adalari) Anadolunun Ege kiyilarini çevrelemektedir.Bu
adalar,Anadolu’ya giris istikametlerinin karsisinda yer almistir;Anadolu’nun
savunmasinda’’Ileri Karakol’’ durumundadir;Anadolu’ya yapilacak taaruzda da
basamak tahtasi rolünü oynarlar.
(c) Egedenizinin kuzeyindeki Semadirek(Semendirek,Somatraki)ve
Tasoz adalari,Dedeagac ve Kavala gibi bati Trakya ve dogu Makedonya istikametlerini açan
limanlarin karsisina rastlamaktadir.
(d) Kuzey Ege’nin batisindaki irili ufakli 80 ada ve adaciktan
olusan Kuzey Sporat adalari,Egriboz adasi ve Andros adasi,Yunanistan kiyilarina karsi Ege
denizinden yapilacak taaruzda birer basamak tahtasi teskil ederler veya Avrupa kitasindaki
Yunan topraklarinin illeri karakolu durumundadir.
(2)Güney Ege Denizindeki Adalar:
(a) 12 ada (Güney Sporat adalari,Dodekanesos):
20.yüzyil baslarinda Dogu Ege adalari ile birlikte Cezairi Bahri
Sefid vilayeti olarak anilirdi.Kirka yakin adacik ve kayaligi bulunan bu adalarin
baslicalari:Patmos,Lipsos,Leros,Kalimnos,Istanköy (Kos),Incirli (Nisiros),Tilos,Sümbeki
(Simi),Khaliki,Rodos,Meyis,Istampalya,Kasos,Karpatos’dir.
(b) Kiklat (Cyclades) Adalari:
Andros,Tinos,Mikonos,Naxos,Amorgos,Yiaros,Siros,Paros,Ios,
Thira,Anafi,Kea,Kithnos,Serifos,Sifnos,Kimonos,Poliaigos,Milos,Folegandos. Bu adalar
grubu.1000 metreye kadar yükselen daglik ve volkanik araziden ibarettir.Bunlar
da,batmisbir kara parçasinin kalintilari olup,genellikle çiplak ve kayaliktirlar.Hemen
hemen bütün gemilerin ugrak yeri olan bu adlar grubunun bassehri durumundaki
Hermapolis,Siros(Sira)adasindadir.Bu adalar grubu,12 ada ile birlikte,kuzey-güney
yönündeki bütün deniz yollarinin kontrolaltinda bulundurulmasini saglar.
(3)Girit Adasi:
Ege denizinin en büyük adasidir.Batisindaki Kithira ve
Andikithira adalari ile ,dogusundaki Kasot,Kerpe ve Rodos adalari ile birlikte Ege
denizini güneyden kapar.Uzunlugu 250,en genis yeri 54,en dar yeri 13 kilometre olan Girit
adasinin kuzeybati ucu Mora’dan 110,kuzeydogu ucu da Anadolu’dan 200,güney ucu ise
Bingazi’den 325 kilometre uzakliktadir.
Belli basli liman ve iskeleleri,kuzey kismindadir.Stratejik
bakimdan Ege denizinin güney kilidi olan Girit adasi,Akdeniz’den geçen veya Ege
denizine girip çikan tüm deniz yollarina egemendir.
B.Kibris Adasi:
Üçüncü Zamanda Anadolu ile birlesik iken,dördüncü
zamandaki çöküntü sonucu Ayrilan 9282 km.kare büyüklügündeki Kibris
adasi,Anadolunun bir parçasidir.Uzunlugu,dogusundaki Karpas(Andreas)burnu ile batisindaki
Arnavut(Hirisofu) burnu arasi 227;eni,kuzeyindeki kormacit(Kormakiti) burnu ile
güneyindeki Dogan(Gata) burnu arasi 97 km’dir.Türkiye’den(Anamur-Kormacit burnu
arasi) 71, Yunanistan’dan(Pire-Arnavut burnu arasi) 800 km. Olan Kibris adasi,Türk
milli güvenligini saglama bakimindan oldukça büyük deger ve önem
tasimaktadir.Türkiye’nin Akdeniz’e açilan bütün kapilarini kapatir; Iskenderun
körfezi ve Mersin limaninin emniyetini saglar.Buna karsilik,yabanci bir devlet elinde
bulunmasi halinde,güneyden Anadolu’nun emniyetini tehlikeye sokar,özellikle Yunan
kusatma çemberinin tamamlanmasina neden olur.O kadar ki,bati Anadolu’ya bir çikarma
halinde,Kibris’tan Iskenderun ve Mersin bölgelerine yapilacak bir Yunan harekati,Türk
ordularinin gerisine çesitli yönlerden etkili olur.Bunun disinda,Dogu Akdeniz ve hatta
dolyli olarak tüm Akdeniz deniz yollarini kontrol eder;Orta Dogu’ya yapilacak her
türlü müdahelede üs durumundadir.Nitekim,Akdeniz’de ve çevresindeki siyasal
gelismelerde Kibris için devletlerce(batmayan uçak gemisi) terimi kullanilmaktadir.
2.Yunanistan’in Istiklalini Elde Etmesi
ve Bu Tarihten Önce Adalarin Durumu:
A.Yunanistan’in Istiklalini Elde Etmesi:
1699 tarihinden itibaren Osmanli Imparatorlugunda gerileme
baslamisi.Buna karsilik 1789 Fransiz ihtilaninin olmasi ve milliyet fikirlerinin
gelismesi,Ingiltere’nin Adriyatik denizindeki yedi adayi bagimsiz hale getirmesi,Osmanli
Imparatorlugu camiasindaki Türk olmayan unsurlar ve bu arada Yunan halki üzerinde
bagimsizlik fikir ve düsüncelerinin artmasina sebep olmustu.Avrupa devletleri özellikle
Rusya ve Avusturya-Macaristan Imparatorlugu,Osmanli ülkesi ile daha yakindan ilgilenmeye
basladilar.Osmanli devletindeki azinliklari kiskirtmayi ve maddi,manevi destekleri ile
imparatorlugun parçalanmasini hedef edindiler.Zaman zaman firsatlar yaratarak
azinliklarin ayaklanmalarini kolaylastirmak ve desteklemek için osmanli devletine
saldirida bulundular.Örnegin: Rusya 26 Nisan 1828’de Osmanli devletine saldirdi.Kendi
topraklarini büyütmekle berber Balkanlardaki azinliklari da destekledi.Osmanli ordusu
Ruslarla çarpismakta oldugundan,azinliklarin bu ayaklanmalarini geregi gibi bastiramadi.
Azinliklari,özellikle Yunanlilari destekleyen yalniz Rusya
degildi.Fransa ve Ingiltere’nin de Osmanli Devletine müdaheleleri olmakta idi.Zira 9
Temmuz 1829’da Fransa ve Ingiltere,Babiali’ye "Mora ile Siklat adalarinda bir
Yunan hükümetinin kurulmasi"hakkinda bir nota verdiler.Osmanli Devleti bu notayi
geri çevirdi.
16 Kasim 1829’da imzalanmis olan Londra protokolü geregince
Mora ve Siklat adalarindaki Yunanlilari,üç büyük devlet açikça himayeleri altina
aldilar.Böylece,Yunan devleti hem üç büyük devletin ve ham de Avrupadan
Yunanistan’a gönüllü olarak Kosup giden birçok sair,yazar ve askerlerin maddi ve
manevi yardimi ile kurulmus oluyordu.
Düzenledikleri protokole göre,kurulan Yunanistan’in kuzey
siniri Astropotamos nehrinin agzindan Spercheyos nehrinin agzina kadar çekilen bir hat
olacak;Egriboz,Skyrios,Siklat ve Seytan adalari bagimsiz Yunan Prensligine verilecekti.
1828 Osmanli-Rus harbinden bitkin bir halde çikmis olan Osmanli
Devletinin de,bunlari kabulden baska yapacak bir seyi olmadigi için,Yunan istiklali,24
Nisan 1830’da Osmanli Devletince de kabul ve tasdik olundu.
B.Yunanistan’in Istiklaline
Kavusmasindan Önce Adalarin Durumu
Her ne kadar Yunanistan’daki isyanlarla birlikte
Egriboz,Girit,Sisa ve Sakiz gibi adalardaki Yunan ayaklanmalarina sahit olunmakta ise de
bu Yunanistan’in adalar üzerinde bir hak idia etmelerini gerektirmezdi.
TÜRK-YUNAN ILISKILERI VE
DEVLETLER ARASI TUTUM
1798 tarihinden beri 'Megalo Idea'(Büyük Ülkü) pesinde kosan
Yunanlilar,24 Nisan 1930'da kavustuklari bagimsizliklari ile Megalo Idea'nin birinci
maddesini ve kismen üçüncü maddesini gerçeklestirmis oluyorlardi.Bundan da
yetinmeyeceklerdi ve yetinememislerdi de.Rusya'nin,Ingiltere'nin,Fransa'nin ve hatta
Avusturya-Macaristan Imparatorlugu ve Almanya ve Almanya'nin destegini sagladikça Megalo
Idea'nin diger hedeflerini de ele geçirmeye devam edeceklerdi.Bu yüzden bölgede dünya
barisini bile tehlikeye düsürevcek durumlari yaratmaktan çekinmiyorlardi.Yalniz
Yunanistan'in kuvveti,Megalo Idea'nin tahakkuk ettirilmesine yetemezdi.Bu nedenledir
ki,her vesile ile,Osmanli devletinin zayif düstügü zamanlari kollamislardi;özellikle
devletin iç karisikliklarindan faydalanmislardi;bu arada büyük devletlerin de
himayesini saglamak suretiyle muvaffak da olmuslardi.
Böylelikle,1828 Osmanli-Rus harbinden yenik çikmamizdan
faydalanmislar;hem istiklalini ve hem de Egriboz,Skyros,Kiklat,Adalar grubu ile Seytan
Adalarini ele geçirmislerdi.
1862 Yunan isyaninda kral Othon-1.'nin devrilmesi ve Danimarka
PRENSLERINDEN Guillaumeun,Yorgi-1.adi ile Yunan tahtina geçmesinden faydalanilmistir; 29
Mayis 1864'te Ingiltere hükümetinden,Osmanlilar'dan Ruslar'in eline ve onlardan da
Fransizlar'in ve nihayet Ingilizler'in himayesine geçen Yunan denizindeki yedi
adanin(Korfu,Paksos,Aya Mavro,Serigo,Itaki,Kefelonya,Zanta),sakinlerinin de istegiyle
Yunanistan'a hediye edilmediyle saglanmisti.Osmanli hükümetinde 8 Nisan 1865'te bu
ilhaki tanimak mecburiyetinde kalmisti.
1877-1878 Osmanli-Rus harbinde savasin Ruslar'in lehine cereyan
etmesi üzerine Ruslar,Panislavizm karsisinda pan-Helenizm'I tehlikeli görmüs ve
Rus-Yunan ittifakina yanasmamislardi.Ancak,Osmanlilar tam bir yenilgi içindeydiler ve
ikinci bir gailenin altindan kalkacak durumda da degildiler.
Osmanlilar'in bu zayif durumundan faydalanan Yunanistan,Girit'te
isyanlar çikarmis;büyük Avrupa devletlerini de yardimini saglayarak,Halepa(Hanya'nin
kuzeydogusundadir) anlasmasiyla 21 Temmuz 1881'de Teselya ile Nar'da(Arta)kasabasini ele
geçirmeye muvaffak olmuslardi.
1912-1913 Balkan Harbi'ne 18 Ekim 1912 tarihinde katilan
Yunanistan,Esasen zayif olan Osmanli donanmasinin Dogu Trakya'daki kara harekatini
destekleme görevinde bulunmasindan ve dolayisiyla mesgul olmasindan faydalanarak:
a. Kuzey Ege denizindeki Limni adasini 22 Ekim
1912'de;Tasoz,Imroz ve Ayastrati adalarini 31 Ekim 1912'de;Semendirek adasini 1 Kasim
1912'de;Bozcaada'yi 7 Kasim 1912'de ele geçirdi.
b. Güney Spopat adalarindan Psara adasini 4 Kasim 1912'de
;Nikarya adasini 17 kasim 1912'de ; Midilli ve Sakiz adalarini 3 ocak 1913'te;Sisam
adasini da 16 mart 1913'te zaptetti.
c. Osmanlilardan tam muhtariyetini 28 kasim 1897 de koparmis o1an
girit adasinida,13 ekim 1912'de isgal etti.Yunanistan,Osmanlilarin Balkan harbinde
yenilmesi üzerine , 30 mayis 1913'te düzenlenen Londra Antlasmasiyla, Kuzey Adalar
denizindeki Imroz e Bozcaada disindaki Kuzey Ege denizi adalarini ve Güney Sproat
adalarini ele geçirdi.
 
|