ÇEÇENİSTAN'DA GELİŞEN OLAYLARIN
TARİHSEL ARKAPLANI
|
Çeçenistan ve Coğrafi konumu
I - Çeçenler kimdir?
II - Çeçenlerın kısa tarihi
III - Bağımsızlığa doğru
IV - Bağımsızlık ilanı yasalmı?
V - Rusların dediği gibi
Çeçenistan'da iç savaş var mıydı?
VI -
Çeçenistan'ın ekonomisi ve Grozni petrolleri
Çeçenistan ve Coğrafi konumu:
Sovyetler Birliği döneminde
Çeçen-İnguş Otonom Cumhuriyeti, (9 Kasım 1991’de bağımsızlkığını ilan
ederek Çeçenistan Cumhuriyeti) adını alan bu ülke, 5 Aralık 1936
tarihinde kurulmuştur. Ancak II. Dünya Savaşında Çeçenler ve İnguşlar,
Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesi ile sürgün edilerek Cumhuriyet
ortadan kaldırılmış, 9 Ocak 1957’de yeniden kurulmasına izin
verilmiştir.
Kuzeyde Rusya Federasyonu’nun
Stavropol Eyaleti (kray), kuzeydoğu ve doğuda Dağıstan Özerk Cumhuriyet,
güneyde Gürcistan Cumhuriyeti ile çevrilmiştir. Yüzölçümü 19.300 km2,
nüfusu bugün itibariyle 1.300.000 civarındadır. Sınırları içinde 3 şehir
ve 3 şehir tipinde yerleşim merkezi vardır. Başkenti Grozni (eski adı
Sunjkhala, yeni adı Caharkale’dir)’dir
Kuzey Kafkasya’’nın güneydoğu
bölümünde bulunan Çeçenistan Cumhuriyeti, Kafkas Sıradağlarının kuzey
etekleriyle Terek Düzlüğü’nün (Nogay Stepi) güney kesimini
kaplamaktadır. Güney sınırlarında bulunan Tebulos-Mta Dağının yüksekliği
4.494 metredir. Bu dağ kil şistleriyle, porfirit ve diyabaz
intruzyonlarından oluşmuşturç Terek Dağları ile Terek Irmağı üzerinde
Tereküstü Düzlüğü uzanır. Cumhuriyetin kuzey bölümü Terek Düzlüğü
içindedir.
Yer altı servetleri bakımından
Çeçenistan Cumhuriyeti oldukça zengindir. Petrol ve yer altı gazlarına
hemen hemen her yerde rastlanır. Maden suyu kaynakları çoktur. Yapı
gereçleri (kireç taşı, marn, alçı, kuvars kumu, kil) de boldur.
İklim bakımından Çeçenistan
Cumhuriyeti büyük bir değişiklik gösterir. Kuzey bölümünde kara iklimi
hakimdir. Yazlar sıcak olup uzun surer. (Temmuz ayı sıcaklık ortalaması
25,5 C, Ocak ayı ortalaması ise –4 C). Kışlar ılık olup fazla kar
yağmaz. Yeşillik süresi (vegetation) 233 gündür. Yıllık yağış tutarı
600-700 mm, yeşillik süresi 220-224 gündür.
Akarsuları Cumhuriyeti doğu-batı
doğrultusunda kesen Terek Irmağı havzasına bağlıdır. Ayrıca Terek’in
büyük bir kolu olan Sunja anılabilir. Sunja birçok kolların
birleşmesinden meydana gelir. En büyük kolları buzul sularıyla beslenen
Assa ve Argun Irmaklarıdır. Irmaklar önemli hidroenerjiye sahiptir.
Akarsulardan sulama işlerinde de faydalanılır. Düzlüklerde ve dağlarda
göller vardır. En büyük gölü ülkenin güneydoğu ucundaki Kezenoyam’dır.
Terek Düzlüğünde verimli topraklar
yanında kunluklar da vardır. Terek ve Sunja ırmakları çernozyomla
kaplıdır. Çeçen düzlüğünde çerezyomla örtülü yerlerden başka, vadilerde
alüvyonlara da rastlanmaktadır.
Bitki örtüsü bu toprak durumuna
bağlıdır. Terek düzlüğünün güney kesimi ekime elverişlidir. Kuzey kesimi
ise kumlu bir yarı çöl konumundadır. Terek vadisinde çayır bitkileri
hakimdir. Terek düzlüğü ekim yapmaya da elverişlidir. Dağlık bölgelerde
1600-2000 metre arasında geniş yapraklı ormanlar (ak gürgen gibi) yer
alır. 1600-2000 metre den sonra ise alp çayırları yetişir.
Dağ ormanlarında yaşayan
hayvanlar arasında boz ayı, kurt, tilki, yaban domuzu, Kafkas orman
kedisi vardır. Kuşlar arasında sülün ve bıldırcın önemli yer tutar.
Terek düzlüğünde kemirgenler (tavşan, tarla faresi ve sürüngenler
yaygındır. Bunlardan başka çakal, karsak gibi hayvanlara da rastlanır.
Çeçenistanın büyük şehirleri
Grazni (Caharkale, Gudermes, Malgobek’tir. Özellikler bağımsızlık
ilanından sonar Rus nüfusunda azalma olmuştur. Çeçenistan eski
Sovyetlerin en eski ve en büyük petrol bölgelerinden biridir. Bu
bakımdan petrol endüstrisi gelişmiştir. Bundan başka, enerji kaynakları
da işletilmektedir. Kimya, makine, maden ve besin endüstrisi de anılmaya
değer.
sayfa başı |
I - Çeçenler Kimdir?
Çeçenler Kuzey Kafkasya’nın yerli (otokhton)
halklarından olup Kuzey-Doğu Kafkasya’da Çeçenistan’da yaşarlar. Kendilerine
Nohçi diyen Çeçenler komşuları tarafından Miçikis (Kumukça), Burtel (Avarca),
Şeşen (Kabardeyce) gibi isimlerle anılırlar. Çeçenler, İnguş ve Tuşlarla
birlikte Weynah halkını oluştururlar. İnguşlar kendilerine Ğalğay demektedir.
(weynah halkının üçüncü kolunu oluşturan Tuşlar, nüfusça çok küçük bir
topluluktur ve genellikle Kafkasların güney kesiminde yaşarlar.)
Çeçen, İnguş ve Tuşların oluşturduğu dil grubu Weynah
(veya Nakh) adıyla bilinir. Weynah ve Dağıstan dilleri de Kuzey-doğu Kafkas
Dil ailesi’ni oluşturur. Çeçencenin diğer Kafkas dilleri ile ilişkisi aşağıda
tabloda özetlenmiştir. Kuzey Kafkasya halklarının çoğunluğu müslümandır
(Sünni). Kuzey Kafkas Halkları (Abazalar, Adığeler, Weynahlar, Dağıstanlılar,
bu bölgede yüzyıllardır aynı kültür ve tarihi paylaşarak yaşayan asetinler ve
daha sonar bu bölgeye gelip yerleşmiş Karaçaylılar ve Malkarlılar) çok yakın
tarihsel kültürel ve akrabalık bağlaruyla birbirine bağlıdırlar. 19. yüzyıl
ortalarında Çarlık Rusyası’nın uyguladığı sürgün politikası sonucu bu
halkların önemli bir kesimi Osmanlı İmparatorluğun’da iskan edilmiştir.
Günümüz Türkiyesinde 6 milyon Kuzey Kafkasyalının yaşadığı tahmin
edilmektedir. Türkiyede Çerkes kavramı, genellikle bütün Kuzey Kafkasyalıları
kapsayacak biçimde kullanılmaktadır.
Kuzey Kafkas
Dilleri
* Kuzey Batı Kafkas Dil Grubu (abasgo-Kerket Grubu)
Abhaz – Abaza
Adığe
Ubıkh
* Kuzey-Doğu Kafkas Dil Grubu
Weynah (Nakh) : Çeçen, İnguş, Tuş
Dağıstan : Avar, Lezgi, Dargi, Lakh, Tabasaran, vb.
Güney Kafkas (Kartvel) Dilleri
Gürcü
Svan
Zan (Mingrel, Laz) |
Tablo 1. Kafkas Dilleri.
sayfa başı
II. Çeçenlerin
kısa tarihi
Bugünkü Çeçenistan ülkesinde, özellikle Kezenoy gölü ve
halhulav nehri çevresinde Paleolitik dönemden beri insanların yaşadığı
bilinmektedir. Ülkenin çeşitli yerlerinde M.Ö. III. Bin yıllarına ait mezarlar
bulunmuştur. Arkeolojik verilere gore bu dönemde tarım, çömlek yapımı ve maden
işlemeciliği bölgede gelişmişti.
Nohçi genel adıyla Çeçenlerden bahsede ilk yazılı
kaynaklar M.Ö. 4-3. yüzyıllardaki Ermeni, Gürcü ve Roma-yunana kayıtlarıdır.
M.S. 1. yüzyılda Alan Kavimler Birliğine katılan Çeçenler, zamanla orta ve
kuzey-doğu Kafkasya’da çoğalmışlardır.
Çeçenlerin Müslümanlık ile ilk tanışması 8. yüzyıl
başlarında Arap-Hazar savaşları dönemindedir. Bu savaşlar sırasında Ememvi
orduları Çeçenistan’a da akınlar yapmışlardır.
10-12. yüzyıllarda Gürcü Karallığı aracılığıyla
Hristiyanlık Çeçenistan’a sokulmak istenmişse de bu din hiçbir zaman Çeçenler
arasında yaygınlaşmamıştır. 16-18. yüzyıllarda Dağıstan’daki müslümanların
etkisiyle Çeçenistan’da İslam Dini yaygınlaşarak egemen din haline gelmiştir.
Nakşibendi ve Kadiriye tarikatları 19. yüzyılda bölgede yaygınlaşmıştır.
13 ve 14. yüzyıllarda Moğol saldırıları karşısında
Çeçenler Kafkas Dağlarına çekilerek bağımsızlıklarını korumuşlardır. Bu
dönemde Çeçenler kendilerine özgübir kale mimarisi geliştirmişlerdir. “Savaş
Kulesi” olarak tanımlanan bu mimari örnekleri günümüze kadar ulaşmıştır.
1556 yılında Rusya’nın Astrahan’I işgal etmesinden sonar
Çeçenistan-Rusya ilişkileri başlamıştır. Rus birlikleri 1587’de Terek nehrine
ulaşmış ve 1590’ da Sunja nehri üzerinde ilk Rus kalesi kurulmuştur. Ancak
1783 yılına kadar Rusya’nın Çeçenistan’da fazla ilerlemediği görülmektedir.
Fakat 1782-1784 yıllarında Güney ve Kuzey Kafkasya’yı birbirine bağlayan
Daryal Geçidi’nin ele geçirilmesi ve bu geçitteki Gürgistan Askeri Yolu’nun
açılması, 1784’te Vladikavkaz kentinin kurulması ve 1801’de Gürcistan’I ilhak
eden Rusya’nın (güneyde) Transkafkasya’da egemenliğini pekiştirmesinden sonar
saldırılar artmıştır. 1783-1824 yıllarında Çarlık, sistemli bir şekilde
müstahkem hatlar kurarak ilerlemiştir. Bu dönemde (1818’de kurulan Graozni
gibi) Kuzey Kafkas kentleri, Rus müstahkem hatlarının oluşturan kaleler
halinde kurulmuş, birer askeri ve ticari merkez olarak gelişmiştir.
Rusyanın ilerlemesine karşı çok şiddetli direnişler
yapılmıştır. 1783-1793 yılları arasında Şeyh Mansur’un 1810’larda İmam
Hadis’in ve 1820’lerde Taymi Biybolat’ın önderliğinde işgale karşı önemli ve
etkili direnişler gerçekleştirilmiştir. Fakat 1810’da İnguşistan bölgesi
Rusya’nın kontroluna geçmiş ve İnguşların bir kesimi General Yemelov
tarafından kuzeydeki ovalık bölgelere iskan edilmiştir.
Çeçenistan’ın direnişinde en öenemli ve kritik dönem,
1829-1859 yıllarındaki İmamlar Dönemi olarakta bilinen dönemdir. Dağıstan’da
Gazi Muhammed’in (1829-32) imamlığı ile başlayan bu dönem, İmam Hamzat
(1832-34) ve Şeyh Şamil (1834-59) imamlıkları ile devam etmiştir. Bu dönemde
Rusya’nın işgaline karşı gerçekleştirilen örgütlü direniş sonucu sayıca çok
üstün konumdaki Rus ordusuna karşı bağımsızlık yıllarca korunabilmiştir.
İşgale karşı gösterilen kararlı direniş sonucu Rus ordusu sürekli takviye
edilmiş, 1860’larda mevcudu 3000’e yükselmiştir. Ancak 1859’da Şeyh Şamil’in
esir düşmesinden sonradır ki Çeçenistan’daki direniş büyük ölçüde tasfşye
edilebilmiştir. (Çeçenistan’ın düşmesinden sonar Rus ordusu Kuzey-batı
Kafkasya’daki operasyonlarını yoğunlaştırmıştır. Kuzey-batı Kafkasya
halklarının –Adığeler, Abazalar ve Ubıkhlar- çoğunluğunu ve Çeçen-İnguş
halklarını önemli bir kesimi yurtlarından sürgün edilerek Osmanlı
topraklarında iskan edilmiştir.)
Çeçenistan işgal edildikten sonar Rusya’nın uyguladığı
kolonizasyon politikasına karşı sürekli ayaklanmalar şeklinde direnilmiştir.
1860-61’de Naib Duev Uma ve Kadı Ataev Atabiy önderliğindeki ayaklanma kanla
bastırılmıştır. 93 Harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı’nda Şeyh
Şamil’in Naiblerinden Simsirir Ali Bek önderliğinde başlayan büyük ayaklanma
Çeçenistan’ın hemen tamamını etkilemiş ve güçlükle bastırılabilmiştir. Bu
ayaklanmadan sonar Abrek olarak bilinen halk kahramanları direnişi
sürdürmüşlerdir. Bu kahramanların en ünlüsü 1913’te öldürülen Abrek
Zelimhan’dır.
Rusya Çeçenistan’da tam bir kolonizasyon politikası
izlemiş, Çeçen halkının ekonomik ve kültürel gelişimini engellemeye
çalışmıştır.. Grozni şehrine Çeçenlerin girmesi bile yasaklanırken, halk
tarıma elverişli olmayan dağlık bölgelere doğru yerleşmeye zorlanmış, ovalık
kesimlere Kazaklar iskan edilmiştir. Bu politikalar sonucu 1910’larda bir
Kazak ailesi başına düşen toprak miktarı ortalam 15 hektar olurken, bir Çeçen
ailesine sadece 3.3 hektar toprak kalmıştır.
Şubat 1917’de Rusya’da monarşinin yıkılması ve Ekim
1917’de Baolşeviklerin iktidarı ele geçirmesi üzerine Kuzay Kafkasya’da
bağımsızlık hareketleri güçlendi ve 11 Mayıs 1918’de Kuzey Kafkasya
Cumhuriyeti ilan edildi. (Bu dçnemde General İsmail Berkok komutasındaki
Osmanlı ordusu yardım amacıyla Dağıstan’a kadar gelmesine rağmen Mondros
Mütarekesi ile geri çekilmek zorunda kaldı.) Fakat Kuzey-batı Kafkasya’da
güçlü olan çarlık rejimi tekrar kurmayı hedefleyen ve “bir bölünmez Rusya”
sloganı ile hareket eden General Denikin komutasındaki ordular saldırıya
geçti. Şubat 1919’da çarlık yanlısı ordular Çeçenistan’ı işgal etti. Beyaz
ordularına karşı Eylül 1919’da Şeyh Uzun Hacı’nın liderliğinde bvaşlayan
ayaklanma Şubat 1920’de başarıyla sonuçlandır. Fakat bu kez de Mart 1920’de
Bolşevikler Çeçenistan’da yönetime geldi. 1920-21 ve 1930-32’deki anti-bolşevik
ayaklanmalar başarısızlılla sonuçlandı.
| Toplam Nüfus |
1850’ler |
1897 |
1926 |
1939 |
1959 |
1970 |
1979 |
1989 |
Çeçen
İnguş |
138
38 |
224
47 |
319
74 |
408
92 |
419
106 |
613
158 |
756
186 |
1060
264 |
| Çeçen-İnguş
Cumhuriyeti |
1926 |
1939 |
1959 |
1970 |
1979 |
Çeçenler
İnguşlar
Dağıstanlılar
Ruslar
Diğerleri |
29
74
4
10
7 |
-
-
-
-
- |
244
48
17
348
53 |
509
114
20
367
55 |
611
135
22
336
52 |
| Toplam |
385 |
697 |
710 |
1065 |
1156 |
Tablo 2. Çeçen-İnguşların Nüfusu (bin kişi)
Bolşeviklerin bütün Kuzey
Kafkasya’da iktidara gelmesinden sonar Çeçen-İnguş, Osetya, Khabardey, Balkar
ve Karaçay bölgelerini kapsayan Sovyet Dağlı cumhuriyeti 20 Ocak 1920’de
kuruldu. 30 Kasım 1922’de bu Cumhuriyetten ayrılarak Çeçen Özerk Bölgesi
(11105 km2) 7 Temmuz 1924’te İnguş Özerk Bölgesi (3200 km2) oluşturuldu. Bu
iki bölge 15 Ocak 1934’te Çeçen-İnguş Özerk Bölgesi adıyla birleştirildi. 5
aralık 1936’da Yeni Sovyet anayasası uyarınca özerk bölgenin statüsü Özerk
Cumhuriyet’e yükseltildi.
İkinci Dünya Savaşı Çeçen-İnguş halkı için yeni bir acı
döneminin başlangıcıdır. 1941-42 yıllarında Alman birlikleri Grozni petrol
bölgesini ele geçirmek için askeri harekata başladı. (Bu dönemde Sovyetler
Birliği’nin Azerbaycan’dan sonraki en büyük petrol üretim bölgesi
Çeçenistan’dı.) 1942 sonbaharında alman Birlikleri Çeçen-İnguş Cumhuriyeti’nin
bazı batı bölgelerini işgal etmelerine karşın, Grozni’ye giremedi ve
Stalingrad yenilgisinden sonar hızla bütün Kuzey Kafkasya’yı terk etti. Buna
karşın 23 Şubat 1944’te Moskova’nın aldığı bir kararla Çeçen-İngış, Karaçay ve
Balkar halklarının Kuzey Kafkasya’dan Kazakistan ve Orta Asya’ya sürgün
edilmesi kararlaştırıldı. 25 Haziran 1946’da Çeçen-İnguş Özerk Sovyet
Sosyalist Cumhuriyeti lağvedildi. Çok kısa sürede olumsuz koşollarda
gerçekleştirilen bu sürgün sonucu yüzbinlerce Çeçen yollarda ve yeni yerleşim
bölgelerinde yokluk, yoksulluk ve hastalıktan öldü. Şimdi hayatta kalabilen
Çeçen yaşlılarının hepsi bu sürgünü bizzat yaşamış, orta yaş kuşağıda sürgünde
doğmuştur. Bu nedenle 1944 yılında gerçekleştirilen ve Çeçen-İnguş Cumhuriyeti
dışında Dağıstan ve Gürcistan’da yaşayan Çeçenleri de kapsayan bu facianın
etkileri hala sürmektedir.
Çeçenlerin anayurtlarına dönmek istek ve teşebbüsleri
sürgünden hemen sonar başladı. Yasak olamasına karşın pek çok insane evine
dönme mücadelesini sürdürdü. Ancak 1954^te Stalin’in ölümünden sonar
Çeçenlerin anayutlarına dönme hakkı tanındı. 9 Ocak 1957’de Çeçen-İnguş
Ö.S.S.C. yeniden kuruldu. Fakat yukarıda tablo 2. de görrüldüğü gibi 1959’da
bile Çeçenlerin ancak % 58’I Çeçenistana dönebilmişti. Sürgünün yolaçtığı
tahribat, tablo 2.’deki nüfus arış oranlarında açıkça görülebilmektedir.
Örneğin sürgün sonrası 1959-1970 döneminde sadece on yıl içerisinde Çeçen
nüfusu % 50 artmıştır. Fakat sürgünün yaşandığı 1939-1959 arasındaki yirmi
yıllık dönemde nüfusta hemen hiçbir artış yoktur. (1939-59 arasındaki nüfus
artışı 1959-1970 dönemindeki kadar olsaydı 1970’de sadece Çeçenlerin nüfusu
yaklaşık 1.300.000 olacaktı.) 1957’de Çeçen-İnguş Ö.S.S.C.’nin kurulmasından
sonar Çeçen halkı sürgünün açtığı yaraları iyileştirmek için zorlu bir
mücadele Verdi.
III. Bağımsızlığa
Doğru
1980’lerin sonlarında izlenen glastnost (açıklık) ve
perestroika (yeniden yapılanma) politikaları ile Sovyetler Birliği hızlı bir
çözülme sürecine girdi. Değişik Cumhuriyetlerde kurulan halk cepheleri
bağımsızlık yönündeki talepleri dile getirdiler. Başta Baltık Cumhuriyetleri
olmak üzere SSCB.’ni meydana getiren birlik cumhuriyetleri sırayla egemenlik
ve bağımsızlıklarını ilan etmeye başladılar. 1990 yılında Federasyon’nun
kendisi de dahil olmak üzere hemen her özerk ve birlik cumhuriyeti
egemenliğini ilan etmişti.
Çeçenistan’da toplumsal muhalefet
Çeçen
Ulusal Kongresi adı altında örgütlendi. 23-285 Kasım 1990’da toplanan Çeçen
Ulusal Kongresi başkanlığı erken emekli edilmiş General Cohar Dudayev’I seçti.
Kongrede üç aşamalı (1. Bağımsızlık, 2. Federasyon, 3.Kafkas Halkları
Konfederasyonu) bir faaliyet programı benimsendi. Kongrenin baskıları sonucu
Çeçen-İnguş Ö.S.S.C. yüksek meclisi 27 Kasım 1990’da egemenliğini ilan etti.
Egemenlik Çeçen-İnguş toprakları üzerinde tüm hak ve yetkinin Çeçen-İnguş
Cumhuriyetinde olduğu ve bu hak ve yetkilerin istenildiği biçimde
kullanılabileceği anlamına geliyordu.
19 Ağustos 1991’de Gorbaçov’a karşı darbe girişimi
olayların gelişimini hızlandırdı. Çeçen Ulusal Kongresi derhal darbeye karşı
çıktığını belirtti ve darbeyi destekleyen yöneticilerin görevden alınmasını
istedi. Bu arada darbeye karşı çıkan Rusya Federasyonu Parlemento Başkanı
Boris Yeltsin Rusya Federasyonu içindeki özerk cumhuriyetlerin egemenlik
yolundaki çabalarınıdestekliyordu. Örneğin Tataristan konusunda bir açıklama
yapan Yeltsin “ne kadar istiyorsanız o kadar egemen olabilirsinz” diyerek
egemenlik haklarının sınırı sadece o halkın kendisinin belirleyebileceğini
açıkça belirtmişti. Yeltsin ayrıca cumhuriyetler ve federasyon arasındaki
ilişkilerin yeniden belirlenmesi gerektiğinide savunuyordu.
Ağustos darbesine karşı mevcut yönetimin etkin bir
şekilde karşı çıkmamasını eleştiren Çeçen Ulusal Kongresi kisa sürede
başkanlık ve meclis seçimlerinin yapılması gerektiğini savundu. 15 Eylül’de
oluşturulan Hüseyin ahmedov başkanlığındaki geçici yönetime iki ay içinde
seçimleri yapmak üzere yürütme yetkileri devredildi. Uluslar arası insane
hakları komitesinin gözetiminde 27 Ekim 1991’de yapılan seçimlerde Cohar
Dudayev devlet başkanlığına seçildi. 1 Kasım 1991’de yeni Meclis Çeçenistan’ın
bağımsızlığını ilan etti. Bu gelişmeler üzerine Moskova 7 Kasım’da
Çeçenistan’da olağanüstü hal ilan etti ve ertesi gün başkent Grazni’ye askeri
birlikler gönderdi. Fakat halkın yoğun tepkisi sonucu bu birlikler geri
çekilmek zorunda kalındı… Aralık 1994’e kadar.
sayfa başı
IV. Bağımsızlık
yasal mı?
Çeçenistan’ın bağımsızlık ilanı ve son gelişmeler
üzerine başta ABD olmak üzere pek çok devletin Çeçenistan’daki gelişmeleri
“Rusyanın iç sorunu” olarak nitelemesi önemli bir soruyu gündeme
getirmektedir.: Bağımsızlık ilanı yasal mı?
“Ulusların kaderlerini serbestçe tayin etme hakkı” 20.
yüzyılın başlarından beri yaygınlaşarak Kabul gören İnsan Hakları Evrensel
Bildirgesi, Helsinki Nihai Senedi, Paris Şartı gibi uluslar arası
sözleşmelerde de açıkça tanınan bir haktır. Bu hak temelinde Çeçen halkının
bağımsızlık ilanı meşru ve devredilemez birr hakkın sonucudur. Uluslar arası
kamu oyu bu hakkın seçilmiş temsilciler tarafından ifade edilmesine saygı
göstermekle yükümlüdürler.
Çeçenistan’ın bağımsızlık ilanı aynı zamanda mevcut
uluslar arası norm ve yasalara da uygundur. Bilindiği gibi Çeçen-İnguş
Ö.S.S.C. Brejnev Anayasası olarak bilinen 1976 Sovyet Anayasası’na gore
SSCB’ni oluşturan Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’ne (RSFSC)
bağlı bir özerk cumhuriyet statüsünde idi. Bu yasa, günümüzde Çeçenistan’ın
Rusya federasyonu’na bağlanmasına, yanlış olarak, gerekçe gösterilmektedir.
Oysa Sovyetler Birliği’ni oluşturan cumhuriyetlerin 1990’larda birlikten
ayrılmalarıyla SSCB ve Anayasası defakto ve dejure olarak ortadan
kaldırılmıştır. Nitekim SSCB.’ni oluşturan bazı devletler yeni bir anlaşma
temelinde yeni bir başka birliği; Bağımsız Devletler Topluluğu’nu
kurmuşlardır.
Sovyetler Birliğini oluşturan cumhuriyetlerden biri
oalrak Rusya Federatif Sosyalist Cumhuriyeti de benzer bir şekilde eski
yasalarını değiştirmiştir. Zaten RSFSC.nin son parlementosu devlet başkanı
Yeltsin’e bağlı birlikler tarafından fiilen ve fiziksel olarak kapatılmış,
yeni seçimler ve yeni anayasa temelinde devlet yeniden örgütlenmiştir.SSCB.
döneminden kalma yasalar yürürlükten kaldırıldığı için RSFSC.ni oluşturan
federe birimlerin, yani özerk cumhuriyetlerin arasındaki ilişkilerin yasal
çerçevesinin oluşturulması gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda 31 Mart 1992’de
kısaca “ Rusya Federasyonu İçindeki Egemen Cumhuriyetlerin İktidar
Organlarıyle Rusya Federasyonu’nun Devlet İktidarı Federal Organları Arasında
Yasama ve Yetkinin Dağıtımı (Paylaşımı) Üzerine Anlaşma” imzalanmıştır.
Anlaşmanın giriş bölümünde de açıkça belirtildiği gibi federasyon anlaşması
Rusya Federasyonu’nun egemenlik denlerasyonu ile RusyaFederasyonu içindeki
cumhuriyetlerin egemenlik deklerasyonları temelinde imzalanmıştır; yani eski
RSFSC. içindeki cumhuriyetlerin egemenlik hakkı açıkça tanınmıştır ve bu hak
temelinde yeni federasyonun yasal çerçevesi kurulmuştur. Eski Rusya SFSC.
Yasaları yürürlükten kalktığına gore, yeni oluşan federetif devletin böyle bir
yeni anlaşma temelinde yasal çerçevesinin kurulması doğru ve yasal bir
tutumdur.
Rusya federasyon anlaşmasını o tarihte iki cumhuriyet,
Tataristan ve Çeçen-İnguş Cumhuriyeti imzalamamışlardı. 12 aralık 1993 günü
yapılan Rusya Federasyonu yeni anayasa oylamasına ve parlemento seçimlerine de
bu iki cumhuriyet katılmamıştır. (Tataristan Cumhuriyeti daha sonar Rusya
Federasyonu ile ayrı bir antlaşma imzalayarak federasyona katıldı.
Tataristan’da Duma ve federal meclis için seçimler 13 Mar 1994 ‘te yapıldı. )
Bu durumda Çeçenistan’ın Rusya federasyonuna bağlı olduğunu belirten bir
antlaşma yoktur; bu nednele “Çeçenistan Sorunu”nun Rusyanın toprak bütünlüğü
içinde çözülmesi yolundaki önerilerin yasal dayanağı bulunmamaktadır.
sayfa başı
V.
Çeçenistan’da iç savaş var mıydı?
Çeçenistanda bu gelişmeler oluşurken İnguş Halk Kongresi
İnguşistan Cumhuriyeti adında ayrı bir devlet kurulması ve Rusya Federasyonu
içinde kalınması doğrultusunda bir karar aldı. 30 Kasım’da yapılan halk
oylamasında bu karar destek görünce Çeçen-İnguş Cumhuriyeti’nin yeni yönetimi
bunu bu talebi büyük bir olgunlukla karşıladı ve İnguşalrın ayrılma isteğini
Kabul etti. Böylece kimsenin burnu bile kanamadan, ulusların kaderini tayin
hakkı ilksei çerçevesinde İnguş Cumhuriyeti kuruldu. (İnguş Cumhuriyeti yeni
anayasada federasyonu oluşturan birimlerden biri olarak Kabul edildi.)
Yeni kurulan bir devlette görülebilecek olağan
farklılaşmalar dışında Çeçenistan’da önemli kutuplaşma görülmedi. Muhalefet
ile yönetim arasında çatışmalar görülmüyordu. 1994 başlarında iki önemli daha
sonraki gelişmeleri etkiledi. İlk olarak yönetime karşı silahlı muhalefet
oluşturmak isteyen bazı gruplar 18 Şubat 1994’te birleşerek Nadtereçniy
bölgesinde bir koordinasyon konseyi oluşturduklarını açıkladırlar. Bu konsey
daha sonar yönetime karşı silahlı muhalefet merkezini oluşturdu. (Bütün
muhalifler bu oluşumu desteklemedi. Örneğin Yaragi Mamodayev cumhuriyetteki
sorunların görüşmeler yoluyla çözülmesi gerektiğini savunaraka silahlı
eylemlere sürekli karşı çıktı.) İkinci olarak Rusya Parlementosu sözcüsü
Ruslan Hasbulatov yeni oluşan rusya Parlementosu tarafından affedilerek
salıverildi. Hasbulatov Mart ayı başında Çeçenistan’a geldi. Çeçenistan
Cumhuriyetin’deki politikaya aktif olarak katılmayacağını söylemesine karşın
Hasbulatov ayrı bir muhalif grup oluşturdu. Bazı gözlemcilere gore
Hasbulatov’un bu tutumu, Çeçenistan’da Rusya Parlementosu için seçim yapıldığı
taktirde bu kanaldan Mosakova’ya dönme çabası sonucuydu.
Çeçenistan Devlet Başkanı Cohar Dudayev değişik
vesilelerle Rusya ile aralarındaki ilişkilere politik bir çözüm bulunması için
görüşmeler yapılmasını, petrol boru hatlarının ve demiryolunun ortak
işletilmesini önerdi. (Başkent Grozni’den geçen petrol boru hattı ve demiryolu
Hazar Denizi kıyısındaki Mohaçkale’yi, Karadeniz kıyısındaki Tuapse ve
Novorossiysk şehirleriyle donets havzasına bağlamaktadır ve Kuzey Kafkasya’nın
merkezi konumundadır.) Bu doğrultuda bazı görüşmelerde yapıldı. Örneğin 21
Mart 1994’te Rusya Devlet Başkanı temsilcisi Sergey Feilatov ve Çeçenistan
Cumhuriyeti Devlet Başkanı Aslanbek Akbulatov Moskova’da görüştüler, fakat
Çeçenistan’ın Rusyaya anayasal biir parçası olması ve Rusya-Tatristan
arasındaki antlaşmanın görüşmelere temel alınması yönündeki talepler yüzünden
bu görüşmelerden bir sonuç alınamadı. (Rusya Hükümeti, son Vladikavkaz
görüşmelerinde olduğu gibi, daha sonraki görüşmelerde bu önerilerini “ temel
koşul” olarak öne sürdü.)
Muhalif silahlı gruplar ile hükümet birlikleri arasında
çatışmalar yaz aylarında başladı. Küçük ölçekli olan ve en fazla birkaç saat
süren bu çatışmalar hükümet birliklerinin üstünlüğü ile sonuçlanıyordu. Bu
olaylarda özellikle hükümet birliklerinin kan dökilmemesine çalıştığı
görülüyordu.
Silahlı muhalefetin merkezi haline gelen Geçici Konsey
başkanı Umar Avturkhanov 23 Temmuz’da yaptığı toplantıda Yeltsin’e başvurarak
Çeçenistandaki devlet iktidarının tek organı olarak Konseyin tanınmasını ve
cumhurüyette “anayasal düzenin sağlanması” konusunda yardım talebinde
bulunabileceklerini açıkladı. (ITAR-TASS haber ajansı 24 Temmuz 1994) Geçici
konsey daha sonar “Ulusal Yeniden Doğuş” hükümeti kurduklarını açıkladı. Rusya
Hükümeti Geçici Konseyi Çeçenistan’daki yasal yönetim olarak tanıdığını hiçbir
zaman resmen açıklamadı. Fakat Rusya Federasyonu bütçesinden Çeçenistan için
ayrılan ödenekler Geçici Konseye ödenmeye başlandı. Son olaylarda da görüldüğü
gibi Federal Karşı İstihbarat Teşkilatı Konsey’e askeri yardımda bulundu.
Silahlı muhalefetin en büyük askeri operasyonu Ekim ayı ortalarında Grozni’ye
saldırısı oldu. 16 Ekim’de bir konuşma yapan Dudayev “İslam bayrağı altında
birleşilmesi ve Allah’aolan inançla özgürlük ve bağımsızlık için savaşılması”
gerektiğini belirtti. Muhalefet 1-2 saat içinde Grozni’yi ele geçirdiğini
açıklamasına rağmen aynı gün geri çekilmek zorunda kaldı.
Kasım ayı başlarında Çeçenistan’daki çatışmaların yeni
bir boyut kazanmaya başladığı gözlenebiliyordu. 1 Kasım’da muhalif Geçici
Konsey’in başkanı Umar Avturkhanov, Grozni’ye saldırı hazorlıklarının
bşladığını açıkladı. İki hafta sonar bazı BDT ülkelerindeki “Ziyaret”inden
dönen Konsey’in silahlı birlikler konutanı Beslan Gantemirov, kisa sure içinde
bu devletlerden tank, ağır top, uçak gibi silahlar alacaklarını açıkladı.
Geçici Konsey’in hızla silahlandığı taraflarca belirtiliyordu.
Gantemirov’un açıklamasından sonar olaylar hızla
gelişti. Muhalefetin Grozni’ye üç yönden saldırıya geçeceği hem Çeçenistan
Genel Kurmay Başkanlığı, hemde Geçici Konsey tarafından açıklandı. 24 Kasım’da
Hükümet ülkede sıkıyönetim ve seferberlik ilan etti ve herkes tarafından
beklenen saldır 26 Kasınm’da başladı. Muhalif birlikler kısa sürede Grozni’nin
büyük bir kesimine girdi. Hatta muhalif lider Avturkhanov Çeçen
televizyonundan yaptığı konuşmada yönetimi devraldıklarını açıkladı. Fakat
daha önceki çatışmalarda olduğu gibi hükümet kuvvetleri kısa sürede muhalif
birlikleri püskürttü. İki gün içinde Grazni ve çevresinde bütün kontrol
hükümet birliklerindeydi. Hükümet çatışmalarda 200 muhlif askerin öldüğünü
100’de fazla esir alındığını açıkladı.
Bu noktaya kadar gelişmeler daha önceki olaylara
benziyordu. Görece küçük ölçekli sayılabilecek çatışmalar sadece Grozni
çevresinde oluyordu. Yani bir topyekün iç savaş yoktu. Fakat çatışmalar
başladığından beri ilk defa olarak Hükümet muhalif birlikler saflarında
faaliyet gösteren 70’e yakın rus askerini esir alındığını, rusya bu askerlerin
sorumluluğunu üstlenmezse esirlerin idam edileceğini açıkladı. Uluslar arası
basının da katıldığı bu toplantıda bu esirlerin bir kısmı basım mensuplarına
tanıtıldı. Bu gelişmeler üzerine Rusya ilk defa olaylara dolaysız olarak
müdahale ederek Hükümet ve muhalif birliklerin 48 saat çerisinde silahlarını
bırakmasını, aksi taktirde Çeçenistan’da olağanüstü hal ilan ederek askeri
operasyonların başlayacağını açıkladı. Yeltsin daha sonar sürenin 15 aralık’a
kadar uzatıldığını belirtti. Bu gelişmeler üzerine Dudayev ve Rusya Savunma
Bakanı Graçev Vladikavkaz’da biraraya geldi. 12 aralık günü Vladikavkaz’da
görüşmelerin başlaması kararlaştırıldı. Rusya ve Çeçenistan arasındaki
sorunlara görüşmeler yoluyla bir politik çözüm bulacağına ilişkin umutlar
güçlenirken 11 Aralık sabahı Rusya birlikleri Çeçenistan’a girdi. Bu koşullara
rağmen Vladikavkaz görüşmelerine Çeçenistan yetkilileri katıldı. Fakat Rusya
yetkililerinin bilinen taleplerini yinelemeleri üzerine görüşmelerden bir
sonuç alınamadı.
Çeçenistan’da bugün bir savaş yaşanmaktadır. Bu hiçbir
zaman olamayan bir iç savaşlın devamı değildir. En temel hakkını, kendi
kaderini belirleme hakkını kullanan bir halkın varolma savaşıdır. Savaş sadece
Çeçenistan ilede sınırlı değildir. Kafkas halklarının ayrılmaz bir parçası
olan Çeçen halkına saldırı bölgede yaşayan bütün halklara yapılmıştır. Bu
nedenle Kafkasya’nın bütün bölgelerinde işgal girişiminikınayan gösteriler
yapılmakta, yüzlerce gönüllü Grazni’ye kardeşlerini desteklemeye gitmektedir.
Çeçenistan’a yapılan müdahale aynı zamanda insani değerler taşıyan herkese
karşı bir saldırıdır. Yeni bir Afganistan, yeni bir Bosna yaratılmasına karşı
olan herkesin Çeçen halkının direnişine omuz vermesi insanlık borcudur.
sayfa başı
VI – Çeçenistan’ın
Ekonomisi ve Grozni Petrolleri
Çeçen-İnguş ekonomisi büyük ölçüde petrol üretimi ve
işlenmesi ile petro-kimya sanayine dayalıdır. Bu sektörlerle birlikte
(özellikle petrol sanayiiiçin) makine imalatı, yapı malzemeleri imalatı ve
gıda sektörüde gelişmiştir. Sanayi daha çok Grozni, Nazran, Argun, Malgobek ve
Gudermes kentlerinde yoğunlaşmıştır. Nüfusun yaklaşık % 40’I başkent Grazni ve
çevresinde yaşamaktadır.
Ekili alanların önemli bir kısmı tahıl üretimi için
kullanulmaktadır. Ayçiçek, üzüm ve sebze üretimide yaygındır. Ülkede
hayvancılık da gelişmiştir. Örneğin; 1978 yılında 30500 ton et, 207000 ton süt
ve 110 milyon yumurta üretilmiştir. Çeçen-İnguş Cumhuriyetinin sınai ve
tarımsal üretim değerleri aşağıdaki tabloda görülmektedir.